Haftanın Konusu: Lig Tv Dosyası - 2.Bölüm

İlke açısından tarafsız olması gereken yayıncı kuruluşun, bu kurala çok bağlı kaldığını söyleyemeyiz. Kanal’da yayınlanan programlarda bu açık ve net bir şekilde görülürken, yapılan yorumların büyük bölümü futbol dışında yaşanan hadiselerle ilgili. Mesela Türkiye Futbol Federasyonu seçimlerinde hemen hemen her programda „Siyaset Futbola karışmamalı“ söyleminde bulunan kuruluş, yine bünyesinde yer alan „Politik Futbol“ isimli programla siyasilerin futbol görüşüne yer veriyor. Artistik Futbol, Kadınca, Çizgi Dışı, Hakemlerin Dünyası, Manşet’teki Adam ve Serbest Atış gibi programlarla futboldan çok magazinsel olayları gündeme taşıyan yayıncı kuruluş asli görevini kamufle ediyor.

Sarı Kanarya, Aslan Cim Bom, Kara Kartal ve Bordo Mavi gibi programlarla Süper Lig’de yer alan diğer takımları yok sayan bir anlayış sergileyen Lig Tv, bunu yaparken herhangi bir sakınca görmüyor. Eğer bu tür programlar yapılacaksa, bu bütün Turkcell Süper Ligi takımları için yapılmalı. Seyredilir yada seyredilmez, yayıncı kuruluşun böyle bir kaygısı olmamalı. Çünkü raiting diye bir kavram Lig Tv için geçerli değil. Çünkü Lig Tv’nin diğer ulusal kanallar gibi „raiting“ kaygısı yok. Bu anlayış, Süper Lig’de yer alan diğer takımlara ve bu takımlarda oynayan futbolculara karşı yapılan bir saygısızlıktır. Neticede onlarda bu lig’de oynamaya hak kazanmış, bu gemide yer alan diğer unsurlar. Onlarda diğer dört büyük takım gibi emek veriyor, mücadele ediyorlar. Bir Fenerbahçe-Antalyaspor karşılaşması sadece onbir kişiyle ve bir takımla oynanmıyor. Böyle bir programı dolduracak içerik Antalyaspor’da da var. Hafta içi yapılan antrenmanlar, kulüpten haberler, futbolcuların son durumu, camia içinde yaşanan son olaylar, deplasman yolculukları yada o hafta oynadıkları maçların öncesi ve sonrasıyla birlikte futbolcuların, taraftarların, teknik heyet ve yönetimlerin açıklamaları ile bu programların içeriği ziyadesiyle dolabilir. Bütün maçların yayın hakkını elinde bulunduran yayıncı kuruluş, bu yetkiye istinaden elindeki ürünü oluşturan unsurlara eşit muamelede bulunmak zorunda.

Turkcell Süper Lig’de yer alan herhangi bir takımın, bir hakemin veya futbolcunun özel yaşamından daha çok önemi olmalı! Bu havuzun bir parçası olan camialara, geyik muhabbetleri için ayrılan zamandan daha çoğu ayrılmalı! Reha Muhtar’ı veya Bilgin Gökberk’i dinlemek isteyenler için diğer kanallarda veya radyolarda yeterince program zaten var. Magazin programları ise yine ulusal kanallarda istemediğimiz kadar çok değil mi? Yayıncı kuruluşun magazinsel içerkli programlar yapma zorunluluğu nereden kaynaklanıyor? Bu sorunun cevabını yazı dizimizin ilerleyen bölümlerinde bulacağız.

Diğer programların içerikleride yukarıda anlattıklarımızdan çok farklı değil. Futbol konulu programlarda konuşulan olayların çoğu saha içinde yetersiz kalan teknik donanınmdan kaynaklanan tartışmalı pozisyonlar üzerine yoğunlaşıyor. Hakemlerin sahada saniyenin on’da biri gibi bir zaman diliminde verdikleri kararlar sırasıyla Maraton, Futbol Gündemi, Pazar’ın Ertesi ve Tam Saha gibi programlarda tekrarlanıyor, bu pozisyonlardan yola çıkarak yorumlar yapılıyor. Ancak bu yorumlar yine dört büyük diye adlandırılan takımlarla sınırlı kalıyor. Sadece Maraton’da geceyarısı kuşağına denk gelen zaman diliminde diğer maçların üç dakikalık özet görüntüleri ve daha önce reji tarafından seçilmiş olan pozisyonları kısaca değerlendiriliyor.

Oysa varlığının amacı futbol olan bir kanal’da ülkemizin en üst ligi olan Turkcell Süper Ligi’nin maçları bu kadar hor görülmemeli. Dört tane kulübün dışındaki maçlara yapılan muamele tamamen bir dışlama politikasıdır. Bir Anadolu takımı olarak daha fazla yayında kalabilmeniz için tek bir şansınız var. Sahanızda o gün oynadığınız maçta mutlaka olay çıkmalı! Eğer herşeyi yolunda giden bir maç oynamışsanız Türkiye’nin futbol kanalında yer alacağınız zaman dilimi sadece üç dakika! Yine oynayacağınız maçlardan önce yayıncı kuruluşta daha fazla yer bulmak istiyorsanız Yönetim Kurulunuz veya Teknik Heyetiniz istifa edecek, veya herhangi bir futbolcunuz kadro dışı kalacak. Bu gibi durumlarda takımınızdan daha fazla bahselidmesini sağlayabilirsiniz!

Günün belli belirsiz saatlerinde yayınlanan İddia programı ise ayrı bir skandal. Ülkemizin eğitim ve sosyal yaşam seviyesi gözönüne alınacak olursa yayınlanan bu program 18 yaşından küçükleri bu oyuna teşvik etmekte. Türk Futbolu’na olan katkısı tartışılmayacak derecede önemli olan İddia’nın reşit olan kitleye hitab etmesi gerekli. Gelişim çağındaki çocuklar ve gençler için gün ortası veya sabah saatlerinde yayınlanan bu programların özendirici olması yayıncı kuruluş adına talihsizliktir. Bu programların bir gün önce ve akşamın belli bir saatinden sonra yayınlanması kime ne kaybettirir? Tamamen zaman doldurmaya yönelik bir anlayışla yayına sürülmüş olan program, yayıncı kuruluşun neye önem verdiğinin açık bir göstergesi!

Genel hatları ile böyle bir yayın anlayışına sahip olan Lig Tv nereye koşuyor?

Bir şirket düşünün, elinde bir ürün var ve bunu pazarlayarak varlığını sürdürmesi gerekiyor. Ancak bu şirket elindeki ürünü karalamak, kötülemek için elinden geleni yapıyor. Böyle bir şirketin yaşama şansı var mı? Eğer şirketin adı Lig Tv ise var! Herhangi başka bir şirketseniz bırakın yaşamayı, piyasada varolma şansınız dahi yok. Lig Tv, elinde bulunan yayın yetkisine istinaden bu yaşama şansına sahip. En azından şimdilik…Zira kanalın hatırı sayılır isimlerinin son günlerde sıkça telaffuz etmeye başladığı „Yakında stadlarda kimse kalmayacak“ söylemleri çarkın ters dönmeye başladığının işaretidir. Bu anlayış devam ettiği müddetçe insanlar zamanla futboldan tamamen soğuyacak, böylesine heyecan dolu seyir zevki veren bir spor dalı, Dünya’da endüstrileşmişken ülkemizde yok olup gidecek! Stadlarımızda yaşanan şiddetin, saha içinde yaşanan kargaşaların her bir köşesinde payı bulunanların timsah gözyaşları dökmeye hakkı olmasa gerek!

Lig Tv ne yapmalı? Misyonu ne olmalı?
Öncelikle futbola dönmeli! Varoluş sebebi futbol olan bir kanalın içindede futbol olmalı. Bugün yukarıda bahsettiğimiz programların benzerlerini zaten diğer kanallarda herkes izleme şansına sahip. Bu programlarda görev verilen şahısların kişisel görüşleri, yine aynı şekilde başka programlarda veya gazete köşelerinde izlenebilir. Lig Tv’nin şahısların kişisel görüşlerinden bağımsız bir ortama taşınması, herkese ve her kulübe eşit mesafede olması bir ihtiyaçtan ziyade mecburiyettir. Bugün bir Atilla Gökçe, spor basınının duayen ismi olabilir ancak siyah beyaz duygularından arınamayan bir Atilla Gökçe’nin ekran karşısında futbol adına verebilecekleride siyah beyazla sınırlıdır. Aynı şekilde bir Reha Muhtar, Altan Tanrıkulu veya Melih Şendil içinde aynı şeyleri söyleyebiliriz.

Bu tür insanları uyutmaya yönelik programların yerine bugün ülkemizde yayın hakkı çeşitli kanallarda bulunan İngiltere Premiere Ligi, Alman Bundesliga, İspanya Primera Division ve İtalya Serie A maçlarının yanısıra Brezilya ve Arjantin liglerinin maçları pekala bu kanalda yayınlanabilir. En azından insanlar, ekrandaki kişilerin dedikodularından ziyade futbola kanalize olur. Ekran karşısında futbolseveri futboldan soğutmak için elinden geleni yapan bu programların katliamına son verilebilir.

Bunca olumsuzluğun içinde kanalın hiç olumlu işi yok mu? Elbette var. Mesela Dr.Burhan Uslu ile Sporcu Sağlığı ve Dünya’dan Futbol isimli programlar içerik olarak hem bilgilendirici hemde her türlü dedikodu ve paranoyadan uzak.

Üçüncü sınıf stüdyolardan sunulan kahve sohbetleri tadındaki programlarla Lig Tv, belki bugün için kendisini maddi külfetlerden kurtarabilir. Sahiplerine bu şekilde daha çok para kazandırabilir ancak, Türk Futbolu ve Türk Futbolseverler için zerre kadar katkı sağlamayacağı, aksine her geçen gün medeni ülkelerdeki zihniyetin gerisinde kalan ülke futbolunun dahada gerilemesine yardımcı olacaktır.

Ülkemizde kendine has bir kültüre sahip olan futbolun sağlıklı bir şekilde yönlendirilmesi, insanların eğitimi ve futbola bakış açılarını değiştirecek çalışmaların yapılması kaçınılmaz. Kuralların ve yasaların herkese eşit uygulanmadığı ülkemizde bu durumun Yayıncı kuruluş ekranlarınada aynı şekilde yansıması, Türk Halkının talihsizliğidir. Son yıllarda sıkça kullanılan „Türk Futbolu’nda düşüş var“ söylemi tamamen olmasada kısmen söylenen pembe bir yalandır. Çünkü Türk Futbolu hiçbir zaman gerçek kapasitesini dünyaya yansıtamadı. Devlet desteği ile zorla yaratılmaya çalışılan Galatasaray efsanesinin iflası, bugüne kadar izlenen politikaların ne kadar yanlış olduğunun bir göstergesi. Herkesin bu resimden mutlaka ders alması, belirli kulüpleri kollama yerine Türk Futbolu’na sahip çıkması kaçınılmaz bir gerçektir.

Ancak bu şekilde yarışın adil ve hilesiz hale gelmesini sağlayabilirsiniz! Adil ve hilesiz bir yarış ise her zaman herkesin ilgisini çeker…!

Bir sonraki bölümde Yayıncı Kuruluş ve Türkiye Futbol Federasyonu ilişkileri ile devam edeceğiz…


23.03.2007
Antu.com Forum Haberleri

25.02.2012:Antu Forum
Bu Sertlik Yakışmadı...
26.10.2008:Antu Forum
Antu.com Forumları kısa bir süre...
26.11.2007:Antu Forum
Efsanelerin İmzaladığı Telefonla...
31.10.2007:Antu Forum
mehhuas_80: Euro League - Grupta...
04.04.2007:Antu Forum
Duayen Üyelerimizden Gurur Veric...
23.03.2007:Antu Forum
Haftanın Konusu: Lig Tv Dosyası ...
23.03.2007:Antu Forum
Haftanın Konusu: Lig Tv Dosyası ...
15.12.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: "Lig TV Dosyası...
13.11.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: "İlahi Adalet"...
06.11.2006:Antu Forum
"Kaptanım Seninle Gurur Duyuyoru...
06.11.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: Ulusoy devri bi...
01.11.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu...
12.09.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: "Çıplak Kral ve...
05.09.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: "Müşteri mi, Ta...
29.08.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: İletişim – Stra...
22.08.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: İletişim – Stra...
21.08.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: "Avrupa’da Başa...
20.08.2006:Antu Forum
Alex`in insanustu istatistigi !!...
16.08.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: "Taraftar-Seyir...


antu com ios app






Antu.com Fenerbahçe Taraftarının Resmi Sitesi
Copyright © 1997-2017 Antu.com