Haftanın Konusu: Lig Tv Dosyası - 3.Bölüm

Yayıncı Kuruluş ve Türkiye Futbol Federasyonu

Türkiye Futbol Federasyonu’nun resmi internet sitesinde “Eğitim ve tesisleşmeyi sağlayarak, uluslararası düzeyde rekabet edecek altyapıyı oluşturmak, spor kültürünü topluma benimsetmek, futbol ekonomisini büyüten güçlü finansal yapıya sahip bir organizasyon olmak” şeklinde yapılan açıklama Türkiye Futbol Federasyonu’nun(TFF) misyonu olarak belirtilmiş. Yazının yanında yer alan bir başka açıklada ise “Çağdaş ve kurumsal bir yapıda futbola yaygınlık ve katılım kazandırmak, uluslararası organizasyonlarda sürekli var olmak” ifadeleri ile TFF’nun vizyonu açıklanmış.

Bu cümlelerle pembe bir tablo çizen TFF, aynı hassasiyeti uygulamalarında maalesef göstermemiştir. Yayıncı Kuruluşu konu olarak aldığımız bu yazı dizimizde Türkiye Futbol Federasyonu’nun, yayıncı kuruluş ile ilgili sorumluluklarına, bugüne kadar yaptıkları yada yapamadıkları uygulamalara değinecek iki kurum arasındaki ilişkilere gücümüzün yettiği oranda ışık tutmaya çalışacağız.

TFF Kuruluş ve Görevlerini kapsayan kanunun 29.Maddesinde yer alan yayın hakları ile ilgili madde:
YAYINLARIN DÜZENLENMESİ :
MADDE 29 – (Değişik 20.04.2000-4563/11) (Değişik 10.06.2004-5175/15)
Futbol müsabakalarının televizyon, radyo ve her türlü teknik cihaz ve benzeri araçlarla yayınlanmasına, yayınların düzenlenmesine ve programlanmasına münhasıran Federasyon Yönetim Kurulu yetkilidir. Milli müsabakalar şifreli yayınlanamaz.


Yine TFF’nun Ana Statüsü’nde yer alan madde:
YAYINLARIN DÜZENLENMESİ
Madde 69 – Futbol müsabakalarının televizyon, radyo ve her türlü teknik cihaz ve benzeri araçlarla yayınlanmasına, yayınların düzenlenmesine ve programlanmasına münhasıran Federasyon Yönetim Kurulu yetkilidir. Milli müsabakalar şifreli yayınlanamaz.
Kulüplerin yayın kuruluşları ile yapacakları sözleşmeler, Federasyon’ un gözetim, denetim ve onayına tabidir. Federasyon tarafından onaylanmayan sözleşmeler, Federasyon’a karşı hükümsüzdür.

Yönetim Kurulu bu yetkisini kullanırken, Türk futbolunun, kulüplerin ve Federasyon’ un yararlarını ön planda tutar.Futbol Federasyonu’nca izin verilmeyen futbol müsabakaları televizyon ve radyodan yayınlanamaz.
Yayınların gerçekleştirilmesinde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve İl Müdürlükleri ve İl Başkanlıkları ile yapılacak işbirliğine ilişkin esaslar yukarıdaki maddede sözü edilen protokolde düzenlenir.
Yayınların yapılmasında uygulanacak esas ve usuller ile yayın kuruluşları ile kulüplere uygulanacak müeyyideler, Yönetim Kurulu tarafından çıkarılacak Yayın Talimatı ile belirlenir.
Lig müsabakalarının televizyon ve radyodan yayın hakkının devri için kulüpler adına şartname tanzimine, ihale ve sözleşme yapmaya Federasyon yetkilidir.

İşbu Ana Statü’ nün 5,9,10,11,13,16,24,34,35, 38,41,42,43,44,45,46,49,5 0, 52, 60, 61,62, 65, 68, 69 ncu maddeleri Türkiye Futbol Federasyonu’nun 22/07/2004 günlü Olağan Genel Kurulunda değiştirilerek kabul edilmiş ve Resmi Gazete’ nin 02.08.2004 gün 25541 sayılı nüshasında yayınlanmıştır.

Yazımızın girişinde yer verdiğimiz Türkiye Futbol Federasyonu’nun misyon ve vizyonunu açıklayan ifadelerden sonra yukarıda belirtilen maddelerin birbiriyle bağdaşmadığı açıkça görülmekte.

Burada yalnız dikkat edilmesi gereken husus, bu kanunların hangi gerekçeyle uygulanmaya konulduğu hadisesidir. Öncelikle buradan başlamak istiyoruz. Yıllar önce futbol maçlarının TRT’de yayınlandığı dönemde yürürlüğe konulan “Spor müsabakalarının gündüz yayınlanmaması”yönündeki yönetmeliğe istinaden bu uygulamayı sürdüren Türkiye Futbol Federasyonu, görüldüğü üzere o günün şartlarında TRT’nin tek kanal olduğunu zamanın şartlarını ve bugün gelinen noktada gelişmiş ülkelerin nasıl bir yayın politikası izlediğinden habersiz. Böyle birşey mümkün mü? Elbette hayır! İlgili yönetmeliğin ısrarla uygulanmasının sebebi ise kişisel ilişkilerin, futbolun üstüne çıkmasıyla ilişkilidir. Bu pozisyonda zaten vizyonsuz olan birçok kulüp başkanının “ “Aman bizim maçlarımızı yayınlarsanız stadlar boş kalır” mantığı ile hareket etmeside çarkın istenilen şekliyle işlemesine yardımcı olmaktadır.

Futbol Federasyonu’nun bu yönetmeliği ısrarla uygulamasından aslan payını Yayıncı Kuruluş almaktadır. Zaten yeterli teknik donanıma sahip olmayan Yayıncı Kuruluş, haftada yayınladığı dört maç için canlı yayın ekipmanı ilgili stadlarda konuşlandırırken, diğer maçları bir tanesi saha içi, bir taneside tribünden olmak üzere iki adet kamera ile görüntülemekte. Naklen yayınlanan maçların çoğunda ise Show Tv grubuna ait naklen yayın araçları kiralanarak kullanılmakta. Böyle bir durumda olan yayıncı kuruluşun, ilave olarak beş maç daha yayınlaması ekstra mali külfeti yanında getirecek.

Asli görevi Türk Futbolu’na hizmet etmek olan Türkiye Futbol Federasyonu’nun kimlere ve nasıl hizmet ettiğinin açıkça göstergesi olan bu uygulama elbette karşılıksız değil. Hafızalarımızı biraz tazeleyecek olursak son Federasyon seçimlerinde kimlerin nasıl propaganda yaptıkları gözönüne gelecektir.

Bu ilişkilerin son perdesi yine içinde bulunduğumuz 2006-2007 futbol sezonunda yaşandı. Levent Bıçakçı federasyonu’nun ardından yapılan propagandalar ısrarla yaratılmaya çalışılan kaos ortamı sonuçlarını vermiş, Türkiye Futbol Federasyonu’nda ikinci Ulusoy dönemi başlaması için her türlü çalışma yapılmıştı. Bıçakçı federasyonu genel kurul kararını aldığında, Ulusoy için seçim çalışmaları çoktan başlamıştı...Tarafsız olması gereken kurumlar, tarafsızlığını bir kenara bırakıp Ulusoy amigoluğuna soyunmuştu. Elbette kendilerine göre haklı sebepleri vardı. Bu işin sonucunda gülen taraf yine onlar olacaktı. Ulusoy istediğini aldı ve Federasyon Başkanı oldu. Onun tekrar seçilmesi için yoğun bir kampanya düzenleyen Ankaragücü Süper Lig’de kaldı. Ankaraspor düşme hattından kurtularak lig’de kaldı. Kendisine üvey evlat muamelesi yapıldığını düşünen Ali İpek bir basın toplantısı düzenledi, çanta muhabbetleri ile verdiği gözdağı işe yaradı ve o da Süper Lig’de kaldı. Galatasaray, mali krizin tavan yaptığı dönemde alacaklarına mahsuben (!) birkaç milyon dolar avans aldı. Beşiktaş, Fortis Türkiye Kupasını aldı. Kısaca padişahım diyen herkes, nevalesini aldı. Yayıncı Kuruluşun bu pastadan paysız kalacağını düşünmek ise naif bir düşünce olacaktır. Aslan payı her zaman olduğu gibi yine yayıncı kuruluşa düştü. Daha önce 2007 yılında yapılması gereken Naklen Yayın ihalesi, 2008 yılına ertelenmişti. Ancak bu ertelemenin 2008 yılıyla sınırlı kalmadığı, kapalı kapılar arkasında insiyatifini kullanan Türkiye Futbol Federasyonu’nun ilgili süreyi uzattığı iddia ediliyor. Bu iddialara cevap vermesi gerekenler elbette başta Yayıncı Kuruluş ve Türkiye Futbol Federasyonu.

Haluk Ulusoy federasyonu, hangi gerekçeyle Turkcell Süper Ligi’nin yayın haklarını 2010 yılına kadar Lig Tv’ye verdi? Yayın kalitesi böylesine düşük ve seviyesiz olan, bünyesinde yer alan programlarla tarafsızlık ilkesini hiçe sayan bir kurum, hangi özelliğine istinaden yayın hakkını 2010 yılına kadar elde etme başarısı gösterdi? Yukarıda belirttiğimiz gibi bu soruların muhatabı elbette başta Türkiye Futbol Federasyonu ve Yayıncı kuruluş Lig Tv’dir. İddialar üzerine yorum yapma yerine takdiri spor kamuoyuna bırakıyorum.

Geçtiğimiz sezonun en tartışmalı maçlarından birisi olan Çaykur Rizespor-Denizlispor karşılaşmasının naklen yayınının Türkiye Futbol Federasyonu tarafından engellenmesi, Federasyon eliyle hangi kirli işlerin yapıldığının açıkça bir göstergesidir.

Türk Futbolu’nda rekabet ortamını sağlayacak, Eğitim ve tesisleşme başta olmak üzere ülke futbolunu dünya futbolu ile yarışacak seviyeye taşıyacak, büyüyen futbol ekonomisini yönetecek ve yönlendirecek vizyona sahip olmayanların böylesine iddialı konuları misyon edinmek istemeleri, Türk milletini kandırmaya yönelik eylem ve söylemlerden ibarettir.

İstediği maçı yayınlattıran, istemediğini yayınlattırmayan, o haftanın gündemini özel ricalarla belirleyen Türkiye Futbol Federasyonu, bugün gelinen noktada maçın uzatma dakikalarını oynuyor. Her ihtimale karşı tedbirli davrananlar ise zaten “ne şiş yansın nede kebap” düşüncesiyle hareket ederek ortada kalmayı yeğliyor. Hem nankör durumuna düşmek istemiyorlar, hemde geleceklerini düşünüyorlar! Arada uğradığı ihanetin şokunu yaşayan Haluk Ulusoy’un izleyeceği yol ise merak konusu.

Yayıncı kuruluş tarafından her fırsatta dile getirilen “Ne yapalım kardeşim Federasyon bize 4-5 maçın canlı yayını için izin veriyor” söylemlerinin aslında kocaman bir yalan olduğu, bu söylemin danışıklı dövüşlerin bir sonucu olduğunu görüyoruz. İhtiraslarının peşinde koşanların itina ile kaçtığı rekabet ortamı, bugün onlara istedikleri maddi kazacı ziyadesiyle sağlıyor. Abonelik sistemi ile işleyen yayıncı kuruluşun maç yayınları esnasında parasını veren abonelere zorla reklam seyrettirmesi, objektif olmaması ve gelişen dünya şartlarından oldukça uzak durmasına rağmen Futbol Federasyonu tarafından sorgulanmaması, denetlenmemesi veya uyarılmaması tesadüf değil.

Maçlarının yayınlanması halinde stadlarına taraftarlarını çekemeyeceğini düşünen vizyonsuz kulüp başkanları ise, bu düzen içinde rollerini oynayan piyonlar. Onlarda rollerinin karşılığını kulüplerinin kongreleri öncesi yayıncı kuruluş vasıtasıyla yaptıkları propaganda sayesinde alıyorlar zaten.

Futbolumuzu yöneten ve yönlendirenlerin nasıl bir anlayışla hizmet(!) ettiklerini, Ülke futboluna neler verdiklerini bunun karşılığında neler aldıklarını az da olsa gösterebilmişsek bundan sadece mutluluk duyarız. Temennimiz tamamen profesyonel bir anlayışa sahip, kişisel ilişkilerin değil kuralların herkese eşit uygulandığı bir ortamın tesis edilmesi yönünde.

Bir sonraki bölümün konusu “Teknik Donanım ve Hizmetler”



23.03.2007
Antu.com Forum Haberleri

25.02.2012:Antu Forum
Bu Sertlik Yakışmadı...
26.10.2008:Antu Forum
Antu.com Forumları kısa bir süre...
26.11.2007:Antu Forum
Efsanelerin İmzaladığı Telefonla...
31.10.2007:Antu Forum
mehhuas_80: Euro League - Grupta...
04.04.2007:Antu Forum
Duayen Üyelerimizden Gurur Veric...
23.03.2007:Antu Forum
Haftanın Konusu: Lig Tv Dosyası ...
23.03.2007:Antu Forum
Haftanın Konusu: Lig Tv Dosyası ...
15.12.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: "Lig TV Dosyası...
13.11.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: "İlahi Adalet"...
06.11.2006:Antu Forum
"Kaptanım Seninle Gurur Duyuyoru...
06.11.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: Ulusoy devri bi...
01.11.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu...
12.09.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: "Çıplak Kral ve...
05.09.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: "Müşteri mi, Ta...
29.08.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: İletişim – Stra...
22.08.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: İletişim – Stra...
21.08.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: "Avrupa’da Başa...
20.08.2006:Antu Forum
Alex`in insanustu istatistigi !!...
16.08.2006:Antu Forum
Haftanın Konusu: "Taraftar-Seyir...






Antu.com Fenerbahçe Taraftarının Resmi Sitesi
Copyright © 1997-2017 Antu.com