Bir Adamın Özeti: Fenerbahçe - Antu.com

 

Bir Adamın Özeti: Fenerbahçe

“Öyle bir sevgi ki tarif edilmez
Fenerli olmayan kimse bilemez
Seni bizden başka kimse sevemez
Fenerim, her şeyim…”
(güfte: Mihriban)


Tarih: 24 Mayıs 2006… Yer: Milliyet gazetesi, arka kapak sürmanşet. Başlık: “Erkekler Duygularını Futbolla Dışa Vuruyor”. Ve yarım sayfaya basılı bir görsel var orada, kahramanınızın fotoğrafı habersizce çekilmiş. Üstünde çubuklu forması, sol yumruğunu sımsıkı kenetleyip göğe doğrultan bir adam, sanki yıllardır aynı pusuda beklediği avını görmenin coşkusuyla kükrüyor. Genç adam, sağ eliyle de takımdaşının omzunu var gücüyle sıkmış. Bu bir zafer fotoğrafı. Coşkunun maddeye dönüşmüş halidir o adam. O adam ben’im…


Hikayenin başına dönersek; çoğu insan için tribün üç aşağı beş yukarı “kaba ve çirkin”dir. Tüküren, küfreden, bağıran, kavga eden, pis, kafası pek çalışmayan ve çoğunlukla ter kokan onbinlerce ilkel adam, anlam verilemeyecek fiziksel temaslarda bulunup aynı sözleri bağırırlar dip dibe. Onlar polisle kavga eder, karısıyla tartışıp maça gider, aptal bir topun peşinden koşan 11 herif için kimi zaman hapse düşer. Yurtta ve dünyada bunca sorun varken, bu adamlar neyin peşinde dersiniz? Bunların sıkıntısı ne allah aşkına? O adamlar her zaman tek bir şey için omuz omuza girerler, boğazlarından midelerine kurşuni kan tadı gelene kadar yalnızca tek bir sebepten ötürü bağırırlar; örgütlenmiş sevgi. Milyonlarca aşığın tek bir kızı sevip aynı anda o kıza çiçek verdiğini düşünebiliyor musunuz? Ben düşündüm ve yaşadım. Yaşıyorum. Ben aşkımı yalnız Fenerbahçe için paylaşmayı öğrenebildim. Fenerbahçe sevgisi üzen, kahreden ve mahveden bir sürü sevgiden biridir benim için. Ama onun diğer bütün sevgilerden tek bir farkı var; beni asla hayal kırıklığına uğratmadı. Canımı yakmak için uğraşmadı. Ya mutluluk verdi ya kahır. O kadar…


O adamlara iyi bakın diyorum şimdi size ey ahali! O adamların yarattığı o estetiği ve coşkuyu ben bu yaşıma kadar arayıp durdum; tablolarda, şiirlerde, romanlarda, şarkılarda ya da filmlerde… Bulamadım. Sadece sarı ve laciverte boyanmış tribünlerdeki ahenk, yeşil sahaya çöken meşale dumanındaki sarhoşluk, “Sarı-Lacivert-Şampiyon-Fener” diye bağıran gırtlaklarda saklanan o nağme ve içtenlik hiçbir sanat dalında çıkmadı karşıma. Ben şanslı bir adam oldum kısacası, kusursuz aşkı yakaladım…

Mübalağa ettiğimi düşünüyor olabilirsiniz, pek doğal. Ama 96 senesinde Avni Aker’de Trabzonspor’u yenip de şampiyon olduğumuz o akşam yediğim “hayatımın ilk copu” mübalağa değildi. 10 yaşındaydım ve elimdeki Fenerbahçe bayrağını sallayarak sahilyolunda eğleniyordum. Fakat 1,70 boylarında, biraz göbekli ve soğuk üniformalı bir adam elindeki sert “şey”le (o zaman coplar böyle esnek değildi) vurmuştu bana. Günlerce çıkmamıştı izi. İşte tenden silinip içime işleyen o izi anlatıyorum size. Mübalağam varsa affedin, acımdandır. Acım sevgimi, sevgim de acımı besliyor çünkü

Hani bu hayatta herkesin bir cennet anı olduğunu söylerler ya, ben onu bir maçta yaşadım. 2005 yılında şampiyonluğa gitmek için mutlak kazanmamız gereken bir maça, Sakarya deplasmanına gitmiştik. Kale arkasına sıkıştırılmış yüzlerce Fenerbahçeliden biriydim. Maç öyle sıkışık ve sıkıntılı geçiyordu ki umutlar azalmaya başlamış, “tribün totemleri” tükenmişti artık. Fakat 90+3’te bir korner kazandık. Önümde tribünü sahadan ayıran beton setin üzerine çıkmış iki arkadaşım vardı, bir an onlara baktım. Ben onlara bakarken de Serhat Akın topu öptü ve korneri kullanmak üzere çeyrek daireye dikti. Önümde duran iki arkadaşımın arasına girip tellere yapışmak istedim. Bu öyle yoğun bir istekti ki hemen önümüzde yaşanacak “son gol şansı”mızda takımla birlikte o ceza sahasında olmak istiyordum. Kornerden gelen topla bir karambol doğabilirdi ve ben hemen araya girip golü atabilirdim! Ama dur dedim kendime, dur Kaan. “Birazdan gol olacak” ve “o tellere golden sonra atlayacaksın!”. “Acele etme!”. Ben bunları hissederken Serhat korneri kullandı ve top bembeyaz bir bulut gibi havada süzülüyordu. Her şey bir ağır çekim anından ibaretti. Top altıpasın üstüne geldi ve Luciano bütün heybetiyle bir Spartan gibi yükselip topu kaleye yolladı! İşte o an çıldırmıştım. Sonra ne oldu, nerede ve nasıldım hiç hatırlamıyorum… Şampiyon olmuştuk artık. Bu şampiyonluk golümüzdü ve bütün kudretiyle hissetmiştim onu. O golde benim de payım vardı!


Bu ve bunun gibi yüzlerce vecd anı yaşadım ben Fenerbahçe sayesinde. Hepsini anlatabilmenin imkanı yok. İşte Milliyet’in arka kapağına koyulan o fotoğrafımda da o “hayattan ve tüm sahte kavgalardan” kopuş anlarımdan biri yakalanmıştı. O fotoğraf benim tastamam mutlu çıktığım tek fotoğrafımdır. İçimde hiçbir endişe ve şüphe olmadan, korkusuzca, bütün benliğimle kameralara yansıyışımdır. O fotoğraf benim en yakışıklı halimdir.


Hayatımı özetleyen bu sevda bugünlerde zor zamanlar yaşıyor. Yaşatılan bu süreci bir spor yazarı olarak değerlendirmenin yeri değil burası. Fakat şunu unutmamalı; kutsalına laf edilen erkekler incinir. Nietzsche’nin de söylediği gibi tehlike ve oyunları seven erkeklerin elinden tehlike dolu oyuncaklarını alırsanız o ülkede çok şey karışır; başka kavgalar verilir, başka türlü çığlıklar atılır ve küfürler farklı adreslere yönelir. Bu söylediklerim bir tehdit mi? Evet tehdittir! Çünkü bu ülkede hiçbir ortak acı ve sevincin bir araya getiremediği kitleleri her zaman Fenerbahçe aşkı örgütlemiştir. Sadece Fenerbahçe için her hafta aynı kalbe dokunan milyonlarca kişi, başka hiçbir “hakkın” peşine bu denli düşmemiştir. O yüzden sarı ve laciverte uzanırken dikkatli olun…


Kimileri hayatta kaybedip duran kimileri de plazalarda mühim mevkilere sahip olan bu “yakışıksız ağbiler”in çektirdiği en güzel fotoğraftır Fenerbahçe. O adamların en yakışıklı halleridir. Ve farketmeseler de kadınlar, bu adamların hep bu hallerine aşık olurlar; coşkulu, kavgacı, arzulu, duygu ve aşk dolu…


O yüzden bu fotoğrafa iyi bakın. Gördüğünüz şey bir zafer anı değildir yalnızca. Bir erkeğin özetidir.


Kaan Koç
 

Haber hakkındaki yorumlar; http://forum.antu.com/KonuOku.aspx?gID=4&fID=9&kID=55494

31.10.2011

Haber Ara






Antu.com Fenerbahçe Taraftarının Resmi Sitesi
Copyright © 1997-2017 Antu.com