Evimiz Ankara - Antu.com

 

Evimiz Ankara
Uyanıp uyanıp saate bakıyorum.Daha sabahın dördü ama uykudan eser yok.Kalkıp giyinip bir an önce stada koşmak istiyorum.Hem sarı laciverde özlem var,hem de “ya giremezsem korkusu”…cep telefonu,msn gibi cihazlar hayatımızda yok.Beraber gideceğim arkadaşlarımı uyandırmam gerek ama evlerini de bu erken saatte arayamam… Fenerbahçe hep kışın mı gelir şu Ankara’ya yahu ! Üstüme iki kazak giyiyorum,atkım,paltom,berem…Annem “bu soğukta oğlum..”diye bir cümle kuruyor ama anneler bu sevdayı en iyi anlayanlardandır, “gitme” demezler , “dikkate et” derler…Sağolsun TRT’de imdadımıza yetişiyor “anne maçı televizyon vermiyor,zaten senede bir kere Fenerbahçe geliyor…”diyorum. “Peki peki,sıkı giyin,eldivenlerini aldın mı ?…bak kavga falan olursa karışma tamam mı ?..Söz mü ? ...bir sandviç daha vereyim mi yanına ? Selçuk düzlemiş mi oynuyor muymuş ?... hadi başarılar” Maça beraber gideceğim arkadaşlarımdan biri yan sokakta zemin katta oturuyor.Önce onların camını tıklatırım diğerine de sonra uğrarız diye düşünüyorum.Sonra uğranacak arkadaş paltosunu giymiş Ankara’nın ayazında titreyerek bizim duvarda bekliyormuş zaten…Kimseyi uyku tutmamış anlaşılan…Camı tıklattığımızda 3.arkadaşın da çoktan hazır olduğunu görüyoruz…Kızılay’a otobüsle gidiyoruz…Şehir hala uyuyor olmalı sokaklar bomboş …Acaba maça ilgi yok mu ?...Kızılay’da otobüs bekleyemeyecek kadar heyecanlıyız, bir taksi ile 19 Mayıs Stadının önüne geliyoruz. Aman Yarabbim !” Sabahın körü daha ama stadın önünde on binlerce Fenerbahçeli var.Yine stad tıklım tıkış dolacak.İçerideki taraftar kadarı belki daha fazlası dışarıda kalacak…İstanbul’dan trenle taraftarlar gelecek.Belki garda karşılayacağız onları.Beraber stada kadar yürüyeceğiz.Yolda bir iki soru soracağız.İstanbul’da oturduklarına göre her şeyi biliyorlardır..”Abi,Selçuk düzeldi mi ?”… Öğleye doğru açılan kapılar ile birlikte her iki kapalıyı da alacağız ve içeriye girip “her zaman her yerde en büyük FENER” diye bağıracağız… Ankara evimiz,Fenerbahçe’nin yıkılmaz kalesi ama bana 15 yıldır deplasman oldu.Bu sene gidemedim evimize…Söz maça giden Ziya’da ! Bozkurt K.Yılmaz

bozkurtkyilmaz@yahoo.com 



Maçtan önce aklımda hafızalarda kalan eski Gençlerbirliği maçları vardı. Mesela Ahmed Hassan’dan yediğimiz golle belki de kaçan şampiyonluk unutulabilir miydi ? Ya da Hooijdonk’un o karlı havada ve o buzlu sahada iki topu çizgiden çıkarttığı maçta attığı golle getirdiği galibiyet... Alex’in gitti denilen maçtaki son 2 dakikadaki sihirbazlıklarıyla getirdiği 3 puan ve geçen sene bir türlü geçemediğimiz o direkler. Gençlerbirliği sonuçta ters gelen bir takımdı, bir de başkanlarıyla görülecek bir hesabımız vardı geçen seneki sözleri yüzünden. İlk Ankara deplasmanımdı, Ankaragücü – Fenerbahçe maçı. 103 gollü senenin bir Mart günü. Maç öncesi tellerin önünde toplandıktan sonra büyük biz izdihamda bin bir zorlukla stada girişimi, üzerimize sıkılan tazyikli suları hiç unutamam. Bir de penaltı kaçırarak 1-1 berabere kaldığımız o maç sezonun belki de en kötü maçıydı, kalede Schumacher olmasaydı kim bilir neler olurdu ? O hafta çok üzülmüş ve yıkılmıştık ama Fatih Terim’in çok iyi motive ettiği Ankaracü’ne karşı alınan bu beraberliktan sonraki hafta kazanacağımız Beşiktaş maçı, bize önce kaptırılan liderliği sonra da şampiyonluğu getirecekti. Maç bittikten sonra oynadığımız kötü futbolu düşündüm, o maçtan pek farkı yoktu aslında, üstüne üstlük bu sefer galip gelmiştik, daha ne olsundu ? Ve daha yapılacak transferlerimiz vardı. Neyse ki ezeli rakibim farklı kazanmıştı da de bir gün önce kalitesi düşen lige heyecan gelmişti yeniden.

İki hafta oldu, Zico’nun Fenerbahçe’si, Veselinoviç’in Fenerbahçe’siyle büyük benzerlikler göstermeye devam ediyor. Şöyle bir araştırdım o sene atılan 103 golün büyük bölümü 10 dakikalık zaman aralığı içinde atılmış ; 1 dakika arayla 4 gol, 2 dakika arayla 2 gol, 3 dakika arayla 2 gol, 4 dakika arayla 7 gol, 5 dakika arayla 6 gol, 6 dakika arayla 2 gol, 7 dakika arayla 1 gol, 8 dakika arayla 4 gol, 9 dakika arayla 2 gol ve 10 dakika arayla 4 gol, toplamda 34 gol, yani atılan gollerin üçte birini atmışız.

İslam babanın 83 ve 86 ıncı dakikalar arasında 3 gol atılarak kazanılan Altay maçından sonra dediği gibi ; “Bir maç on dakikada kurtulur mu ? Türkiye’de en çabuk çalışan saat meğer Fenerbahçe saatiymiş… Türkiye’nin itfaiye teknolojisinin on dakikada dama çıkmış bir kediyi bile aşağıya indirmeye aklı yetmiyorken Fenerbahçe’nin top uzay istasyonunun, Altay maçını kurtarmak için on dakikasını sahanın ötesine berisine serpmesi yetti. On dakikada maç kurtarmak… 58 yaşındayım. Daha çok şeyler öğrenmem gerek futbolda. Bir futbol maçının on dakikada nasıl kurtulacağını öğrenmek için İstanbul’a dönüyorum. Öğrenmenin geri dörtlüsü, orta sahası ve ileri ucu yoktur çünkü.” Bu senede takım bir anda esiyor, gürlüyor, gol olup yağıyor ve işi bitirince dinlenmeye çekiliyor. Umarız sezon sonuna kadar bu manzarayı daha bol bol görürüz. Ziya Aktürer

ziyaakturer@yahoo.com



15.08.2006

Haber Ara


antu com ios app






Antu.com Fenerbahçe Taraftarının Resmi Sitesi
Copyright © 1997-2017 Antu.com