Antu.com Zafer Kalaycıoğlu Röportajı - Antu.com

 

Antu.com Zafer Kalaycıoğlu Röportajı

Fenerbahçemiz’in 100. yılı başladı. Camia olarak bütün branşlarda şampiyonluğu hedefliyoruz. Bu branşların en önemlilerinden biri de Fenerbahçemiz’in Bayan Basketbol takımı. Amatör branşlar içerisinde takım sporlarında en çok kupa kazanan takımımız bu yıl Euro League’de de mücadele edecek. Antu.com & Fenerlist 2005-2006 sezonu taraftar ödüllerinde taraftarlarımızın oylarıyla en başarılı Teknik Direktör seçilen Kraliçelerimizin antrenörü Zafer Kalaycıoğlu ile bayan basketbol takımımızın başında geçirdiği 6 yılı, bu yılki hedeflerimizi ve kadromuzu konuştuk. İşte bu doyurucu ve ayrıntılı röportajı Antu.com farkıyla taraftarlarımıza sunuyoruz.

6 YILDA 3 LİG ŞAMPİYONLUĞU KAZANDIK

Fenerbahçe`de 6 sezonum bitti. Bu sürede 3 şampiyonluk yaşadım. Şimdi ilk başlarken tabi bana 6 yıllık bir sözleşme sunmadılar. O zamanlar bizim menajerimiz Murat Yosmaoğlu`ydu. Onunla iyi bir uyum içinde çalışıyorduk. Bayan basketboluna ben 5-6 sene ara vermiştim. Sonra tekrar dönmüş oldum. Takip ediyordum gerçi bayan basketbolunu ama... Ben geldiğim sene lig şampiyonluğu kaçırılmıştı. O sene lig şampiyonu olacak bir takım kurmak hedeflendi ama oyuncu tercihlerini Murat yaptı. O sene Meral ve Sariye`yi transfer ettik biz. O sene aynı zaman da ben Ümit Milli Takımla Avrupa Şampiyonasına gitmiştim. Meral de o milli takımdaydı. Ben olumlu notu vermiştim zaten.



Fenerbahçe`den orada Nalan Mete, Şükran Albayrak bir de Ceyda vardı ama Ceyda çok fazla rol almadı. Bir işe başladığımda Milli takım bana çok büyük katkı sağladı. Oyuncuları tanıma açısından. Fakat Fenerbahçe`ye geldiğimde gördüm ki, bir kere altyapıya hiç önem verilmiyor ve hiç oynatılmıyorlardı. Hem oynatılmıyor hem de oynatılsalar bile yanlış yerlerde oynatılıyorlardı. Mesela ben Fenerbahçe`ye geldiğim o sene Nalan Mete pivot oynuyordu. Arzu ve Serap`tan sonra 3. pivot oyuncumuzdu. Şükran hiç oynamıyordu. O yaz bu ikisine ben çok fazla özel antrenman yaptırdım. Nalan`ı forvete çektim. Nalan ilk başlarda tabi çok bocaladı ve çok fazla süre alamadı. Fakat Şükran çok büyük bir gelişme kaydetti ki, ertesi sene şampiyon olduğumuzda Şükran`ın yılıydı o sene. Gerçekten süper oynamıştı. Şampiyonluk maçını herkes Şükran`ın oyunuyla hatırladı. 5 üçlüğü vardı. 6`da 5 üçlük atmıştı Botaş`a karşı.

Nalan çok fazla süre almaya başladı ikinci sezonda. yabancı oyuncu olarak ben WNBA`deki maçları izleyerek oxana`yı seçmiştim. Oxana`nın transferinde baya bir problem oldu ama çok düşük bir ücretle transfer ettik. İki senelik bir sözleşme yaptık. İkinci sene gittiğinde burada aldığı rakamın 3 misline transfer oldu. Yani biz o kadar çıkamadığımız için gitti ama onun da gösterdiği gelişme çok fazlaydı.

EUROLEAGUE’DE SAKATLIKLAR YÜZÜNDEN BAŞARILI OLAMADIK

İkinci yıl biz Euroleague oynadık. Euroleauge`de de oynadığımız ilk 6 maçın dördünü kazanmıştık. 6`da 4 gidiyorduk. Yedinci maçla beraber mağlubiyetler başladı. Çünkü o maçtan önce Galatasaray`la oynadığımız maçta Didem`in çapraz bağları koptu maç sırasında. Ve onunla beraber sakatlıklar başladı. O sene ilk önce Didem`in çapraz bağları koptu. Didem kendi pozisyonunda çok etkili bir oyuncuydu. Onu kaybedince Euroleague`de sadece 1 galibiyet alabildik. Ve dolayısıyla gruptan çıkıp play-off`a kalamadık. 2001 yılından bu zamana kadar da hiç Euroleague oynamadı Türkiye. Zaten ülke puanı yetmiyordu ondan sonra. Bu sene wildcard’la katıldık.

BENİ EN ÇOK ETKİLEYEN MAÇ

İlk geldiğim sene benden istenen, tabi ki kupaları kazanmaktı. Ve şu ana kadar kazandığımız en önemli maç bence ilk geldiğim sene oynadığımız Cumhurbaşkanlığı Kupası maçıydı. O maçı oynarken Galatasaray rakibimizdi. Galatasaray`ın son iyi sezonuydu o sene. Çok şaşalı bir kadrosu vardı. Yani Nevriye oradaydı, Derya hala oynuyordu takım kaptanı olarak ve 3 tane çok iyi yabancısı vardı. Bizim takımda ise Oxana`nın lisansı henüz daha çıkmamıştı. Amerikalı oyuncularımızdan sadece bir tanesi Tanya Edwards maçtan bir gün önce İstanbul`a geldi. O gün Ankara`ya getirdik. Maç günü daha uyanamamıştı yani. Onu son 15 dakikada filan oynatabildik. Zaten setleri bilmeyen bir oyuncu filan... Fauil problemine girdik, Sariye erken faullemişti, 15 dakika filan o oynadı. Dolayısıyla bütün yük Türk oyunculardaydı. Onlar da inanılmaz bir mücadele verdiler. Fransa`da bir turnuva oynayarak gelmiştik. Çok iyi hazırlanmıştık ve Galatasaray`ı yendik. Cumhurbaşkanlığı Kupası`nı aldık, hiçkimse inanamadı. Taraftarlar da, oyuncular da inanamadı. Yani mücadeleyi tamam yapacaktık, yaptık ama hiç beklenen bir sonuç değildi. Göreve geldiğimden bu yana oynadığımız bütün maçlardaki en büyük mücadeleyi orada yaptık ve kazandık. türk oyuncular olunca tabi galibiyetin değeri daha da artıyor.

ALTYAPIDAN YETİŞENLERİN ÇOĞU AMERİKA’DA ÖĞRENCİ

Benden ilk yılın sonunda altyapıyla da ilgilenmem istendi. O sene ben Tokat`ta Melike bakırcıoğlu, şimdi A takımımıza gelen oyuncuyu antrenövr kursu vermek için Erzurum`a gittiğimde Fenerbahçe takımında antrenörlük yaptığımı bilen bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine deneyip çok beğendik ve öyle transfer ettik. Altyapıya bu şekilde dışarıdan oyuncular transfer edilmeye o zaman başlandı. Altyapıdaki antrenman saatlerini arttırdık. Altyapının bütün koordinasyonunu bana verdiler. Buradaki oyuncularla özel ilgilendim. İlk yıl Kaan`dı antrenör yardımcım. İkinci yıl Ertuğrul Erdoğan`ı getirdim 2 Sene boyunca Ertuğrul Erdoğan ile beraber hem A takım hem de altyapıdaki oyuncularla uğraştık. Şimdi, Melike`nin aldığı fundemental, şimdi Amerika`da burslu olarak okumaya gitti. Tuğçe İnançtepe, Damla Ülkebay onlar da Amerika`da burslu okumaya gittiler. Bunların aldıkları fundemental gerçekten çok iyiydi.

"Altyapıdan niye oyuncu gelmiyor?" diye soruluyor ama şimdi verdiğim isimlerin haricinde de Amerika`ya giden çok fazla oyuncumuz oldu. Bunlardan bir tanesi bu sene dönecek inşallah, 1984 doğumlu Melis Ülker. Hem Genç hem Ümit Milli Takım`da, hem geçen sene Universiad (?) oyunlarında Üniversite Milli Tıkımı`nda pivot olarak oynadı. Amireka`de Michigan`da okuyor bu sene bitirmesi lazım Aralık ayında. Mesela o kalmış olsa altyapıdan çıkmış bir oyuncumuz olarak çok rahatlıkla lanse edebilirdik.

Bu giden oyuncularımızın bize dönme zorunluluğu tabi ki var. Bir tek Melis`in gittiği sezon Federasyonun çıkarttığı bir yönetmelik var, Melis`in gittiği sene 5 yıllık sözleşme imzalanmıyordu ama mesela biraz sonra söyleyeceğimiz Devran o da Amerika`ya okumaya gitti. O da 1986 doğumlu. O da çok önemli bayan basketbolu için. Onun gittiği sene yönetmeliği çıkarttı federasyon. Devran`la 5 yıllık imzaladık.

Amerika`ya giden Didem Tok yine 1984 doğumlu guard ve off-guard oynayan şutu çok iyi olan bir oyuncuydu ama o ABD`ye gittikten sonra elde ettiği eğitim imkanını kullanmak istedi ve basketbola dönmedi. Onun dönmesini çok isterdim, çok etkili bir off-guard olacaktı. Tabi "ABD`ye gitme" diyemiyorsun çünkü Amerika insanların çok büyük bir rüyası halinde gözüküyor. Oraya gittiği zaman oyuncu olgunlaşma dönemini de orada yaşıyor. Sizin etkinizden de uzaklaştığı zaman başka yönlere sapabiliyor. Yani Didem`in yaptığı bu... Mesela alt yapıyo biz Ankara Arı Koleji`nden Mahizar`ı aldık 1984 doğumlu. Mahizar da çok kuvvetliydi ama iki ayak bileklerinde de bütün bağları kopuktu. Doktorların söylediğine göre insan ayağında 3 tane bağ varmış, birinde iki tanesi, birinde de bir tanesi kopuktu. Belinde de problem vardı. Onun oynadığı pozisyonda hem Nalan`ın hem Şükran`ın olması onun tabi A takıma çıktığı zaman süre almaması halinde morali bozulan bir oyuncuydu ve o da eğitimine çok önem verdi. Bir süre sonra o da basketbolu bıraktı.

FENERBAHÇELİ’LİK RUHU ÇOK İYİ AŞILANIYOR

Fenerbahçe`nin dezavantajı şu oluyor; Fenerbahçe aşkını öyle bir alıyor ki burada oyuncular-çok iyi veriliyor gerçekten- Fenerbahçe`de oynamıyorsa başka bir takımda oynamak gibi bir niyetleri olmuyor. yani ya Fenerbahçe olsun ya da hiç olmasın. Öyle olunca bizim yetiştirdiğimiz oluncular ya Fenerbahçe`de oynayacaklar ya da bırakacaklar. Bu düşünceyi biz Mahizar`a sunduk. Reddetti. Sonra kendi kafasından 2. lige THY`na gitti. Sonra da bıraktı.

Bu seneyi altyapıdan uzun senedir çalıştığımız oyunculardan verim alma yılı olarak düşündüğümüz için, bu hedef doğrultusunda Şükran`ı, Esra`yı ve Serap`ı göndererek altyapıdaki oyuncuları mutlaka A takımı kadrosuna girmek zorunda bıraktık kendimizi. Yani başka alternatif yok. Mutlaka onları oynatmak zorundayız. Böylece bir açmaza soktum kendimi. Böyle olunca artık ben bençe baktığım zaman orada sadece o genç oyuncuları göreceğim ve onları oynatmak zorunda kalacağım. Halbu ki bu operasyonu yapmamış olsak, ben bençe baktığım zaman Serap`ı, Şükran`ı, Esra`yı göreceğim, ilk önce onları tercih edeceğim... O zaman gençlerin şansı kalmayacak. Zaten genç oyuncular çok çabuk küsüyorlar ve kaybediliyorlar. Bunu da önlemiş oluruz diye düşündüm.

BU SENE REKABET BÜYÜK OLACAK

12 kişilik kadroyu düşünürsek, 4 tane altyapı oyuncusu var. 87 doğumlu Melike Bakırcıoğlu, 88 doğumlu Burcu Erbaş, Burcu`yu mesela çok az gördü geçen sene insanlar, hazırlık maçlarında bir kaç kere guard olarak sahaya çıktı. 88 doğumlu bir başka oyuncumuz Begüm. Begüm de aynı şekilde bu sene büyük süreler alacağına inanıyorum. Milli takımdan döndükten sonra uzun süre yaz çalışması yaptık. Hem halter hem atletizm konusunda. Fizik eksikliği çok fazlaydı geliştirdiğimize inanıyorum. Selin Ekiz vardı geçen sene ama selin Ekiz 90 doğumlu bel fıtığı teşhisi ile tedavi görüyor şu anda. Bir ay ara verecek o basketbola. Döndüğü zaman göreceğiz ama onun yerine hemen altyapıdan yeni bir oyuncu çıkardık biz Duygu diye. O da 90 doğumlu çok umut vaadeden bir oyuncumuz. Yani takım kadrosuna baktığımız zaman 5 tane oyuncumuz var altyapıdan 4 tanesi kadroya girecek bir tanesi kenarda kalacak onlarda da bir rekabet olacak. Bunun dışında Nalan şu anda altyapıdan yetişmiş bir oyuncu. Dolayısıyla 5 tane altyapı oyuncusu olacak. Bunu taraftarlarımızı çok memnun edecek bir haber olarak görüyorum ben.

Ama tekrar ilk baştaki soruya dönersek oyuncuların altyapıdan yetişme süreci tamamlanmamış oluyor. Yani herkes zannediyor ki; Genç takımda yaşı doldu A takım yaşı başladığında oyuncu hazır hale geldi. Halbuki maalesef oyuncular A takıma geldiği zaman henüz gelişimini, evrimini tamamlamamış oluyor. Yani bir kere Türk oyuncuların genelinde büyük bir eksiklik var. Kişisel olarak çalışmıyorlar. Yani "benim adalem çıkar, kolum şöyle görünür, omuzum şöyle olur" gibi düşüncelere sahipler. Ama A takıma geldiklerinde bilhassa Amerikalı oyuncuların çalışma şevkini, çalışma temposunu gördüğünde, onların vücutlarını gördüğü zaman eski düşünceleri kayboluyor tabi. Onlar da çalışmaya başlıyorlar.

Şimdi A takımına çıkan bu oyuncular A takımındaki oyuncularla idman yapacaklar, onlarla birlikte yaşayacaklar. Deplasmanlara gidecekler, maçlara çıkacaklar o süreçte gelişimleri devam edecek. Ancak 1-2 sene sonra bunlardan tam verim alabiliriz. Bu sene mesela en çok oynayacak oyuncu olarak Begüm görünüyor. Onun tabi geçen sene kadroda olmuş olması bu sene diğerlerine göre daha çok çalışmış olması tabi ki avantaj. Bu avantajı kullanarak daha fazla süre almasını da normal olarak görüyorum.



TEK DEZAVANTAJIMIZ SAKATLIKLAR

Bizim bu sene ki dezavantajımız, sakatlıkların çok olması. Geçen sene kadro çok genişti çok fazla hissettirmedik. Mesela geçen sene şükran`ın birkaç kez sakatlanıp, süre alamaması sonucu basketbolu bırakması. Şaziye`nin sakatlığı. Türkiye Kupası`na maçına kadar tam bir ay süreyle oynatmadık. İlk maç Beşiktaş`laydı o maçta da oynatmadım. Ama sonraki maçımızda Migros maçında çok önemli sayılar atarak, çok süre almamasına rağmen büyük katkı sağladı. Ama o sakatlığı var. İki dizinde birden kıkırdakta büyük problemler var. Çünkü vücut kıkırdağı yenileyemiyor. Belli bir kullanma süresi var onun. O kullanma süresini çok iyi ayarlamamız gerekiyor. Bu sene milli takımın hiç bir müsabakasına gitmedi, yazın tedavi gördü. Şu sıralar belki idmanı yüzde 60 kapasiteyle yapabiliyor ama sayısal olarak hepsine dahil olabilecek konuma geldi. Şaziye`nin bu açığını mesela Begüm`ün kapatması lazım. Begüm`den ben bunu bekliyorum ve o şansı ona vereceğimi hissetttiriyorum. Dolayısıyla kendine güvenini arttırmam gerekiyor. Onu gerçekleştirdiğimi zannediyorum. Şu anda Begüm kendine güvenerek oynuyor. bir tane hazırlık maçı yaptık gerçi ama orada gösterdiği performansla, mücadele hırsıyla oynayabileceğini gösterdi.

NİCOLE’UN YERİNE NALAN VE MELİKE OYNAYACAK

3 numaralı pozisyonda bizim yabancı oyuncumuz yok. Nicole Powell`ın yerine yeni bir yabancı oyuncu almadık. O pozisyonda iki tane Türk oyuncumuz var. Bir tanesi geçen sene çok önemli maçlarda, çok önemli görevler almıştı Nalan, takım kaptanımız bu sene. Öbürü de Melike... İkisinin de bu pozisyonda etkili olmasını umuyoruz. İnşallah bizleri mahçup etmezler. Şimdi Melike de Nalan da ikisi de A milli takım kadrosuna çağırıldılar ama sakatlıkları nüksetmişti sezon sonunda, tedavi görmeleri konusunda doktorlar hemfikir olunca mille takım kadrosundan aflarını istedik. İkisi de bu süre boyunca tedavi oldu. Onlar aynı Şaziye gibi idmanlırı süre olarak tamamlamaya hazır hale geldiler ama onlar Şaziye`den birazcık daha üstte, Şaziye için yüzde 60 diyorsak onlar yüzde 70-75 kapasite ile idmanlarını yapabiliyorlar. Bunlar da yüzde 90-100`e geldikleri zaman hiç bir problemleri kalmayacak. Onların da çapraz bağ ameliyatları oldu. Ama bu çapraz bağ ameliyatından sonraki tedavi süreci çok uzun oluyor.

SAKATLIKLAR PEŞPEŞE GELDİ

Az önce söylediklerimi hatırlıyorsanız Didem`in sakatlığından sonra seri sakatlıklar başladı demiştim. Önce Didem, Didem`den sonra Nalan, Nalan`dan sonra Şükran, Melike yani o kadar çok sakatlık oldu ki... Bunların hepsi tabi ki etkiliyor. Bizim 3 yıl önce Botaş`a kaptırdığımız şampiyonluk sezonunda Nalan da elini kırmıştı. O da yoktu play-off maçlarında... Elendik... Şampiyon olabiliriz diye bekliyorduk... Bütün sezon boyuncu yabancı oyuncusuz oynamıştık. Türk oyuncularla oynamıştık ve normal sezonu birinci bitirmiştik. Botaş çok güçlü bir kadrosu olmasına rağmen 4. bitirdi. Son maçı biz Ereğli ile oynuyorduk. O maçı kaybetsek ikinci olup Botaş`la eşleşmeyecektik. Biz öyle düşünüyorduk ama hiçkimse sahaya çıkınca kaybetmeyi düşünemiyor maalesef. Çıktık Ereğlispor`u Ereğli`de yendik, normal sezonu birinci bitirdik. Ama Botaş maçı beklediğimiz gibi oldu elediler bizi. Çünkü o sezon sakatlarımız çok fazlaydı ve Botaş`a elenerek şampiyonluktan olduk biz. Belki normal sezonu ikinci bitirip Botaş ile final oynayabilsek şampiyon olabilirdik. Ama herşey geçti, bunlar geçmişte kalan anılar olarak görünüyor.

YETİŞTİRDİĞİMİZ OYUNCULAR MİLLİ TAKIMDA OYNARSA KENDİMİ BAŞARILI SAYARIM

Biz altyapıdan çıkardığımız oyuncularımızla elde ettiğimiz başarıların çok daha fazla övgü aldığının bilincinde olarak çalışıyoruz. Amacımız da altyapıdan çıkardığımız oyuncularımıza daha çok süre vererek A takıma hazır hale getirebilmek ve A takımda görev verip, bayan basketboluna kazandırmak. Bir oyuncunun demin de dediğim gibi altyapıda yaşı dolduktan sonra A takıma çıktığı zaman tam olarak olgunlaşmasını ve "tamam bu artık A takım oyuncusu oldu" dememiz 2-3 yılı buluyor. Onun göstergesi oyuncunun A milli takıma çağırılıp orada görev yapıp yapmaması. Yani gelecek sene yapılacak olan Avrupa Şampiyonası`na gidecek A Milli Bayan Basketbol Takımı`na Begüm`ü, Melike`yi dahil edebiliyorsak, altyapıdan oyuncu yetiştirmişiz demektir. Yani benim Begüm`e de, Melike`ye de, Burcu henüz o aşamaya gelemez, çok abartmış oluruz "gelir" dersek, Nalan`ı da aynı şekilde A milli takım kadrosuna verdiğimiz takdirde ben görevimi yerine getirmişim demektir.

"1-2 yılda ben bu oyuncuyu yetiştirdim" diye konuşan antrenörler kesinlikle yanlış konuşuyorlar.5-6 yıl çalıştıracaksın, o oyuncunun ne yediğine, ne içtiğine dahi karışmak gerekiyor.



OYUN KURUCUNUN TÜRK OLMASINI İSTİYORUM

Döndüğü zaman durumu ne olur bilmiyorum. Mesela Melis Ülker’de aynı şekilde. Devran mesela A Milli takım kadrosundaydı ama okul açılınca geri dönmek zorunda kaldı. Bu oyuncuların hepsi Fenerbahçe patentli oyuncular. Ve önümüzdeki 5-10 seneye kadar bunalrın basketbol ömrü belli olmuyor çünkü, sakatlığa bağlı. Bu isimleri saydığım oyuncuların bayan basketboluna damga vuracağına ben bahse girerim. Şu anda zaten oynayan oyuncularımız var. Yani Şaziye bizim oyuncumuz olarak burada. Bu sene 3. yılını oynayacak. Mesela Nilay aynı şekilde, 79 doğumlu ama, Nilay Fenerbahçe’ye gelmeden once bilinen bir oyuncu değildi. Milli Takımda bile değildi Nilay. Nilay’ın pozisyonuna bir yabancı getirmedik. Yani bizim bir numaramız her zaman Nilay. Ben şuna inanıyorum. Antrenörle takımı yöneten point guard arasında anlaşma dilinin Türkçe olması lazım. İngilizce konuşursan mutlaka bir şeyler kaçırıyorsun. O anda ufak bir kelime hatası yapsan, Amerikalı acaba şunu mu dedi? Bunu mu dedi? Benim yanlış söylediğimi düşünemez çünkü. Mutlaka bir kopukluk oluyor. Eğer maçın önemli bir anındaysa maçı kaybedersiniz. Ama Nilay benim ne söyleyeceğimi bile bazen tahmin ediyor. Örnek olarak biz 4 numaralı set dediğimiz zaman, Nilay bilir ki o hücumda içerideki oyuncu topla buluşacak. Nilay’la aramızda bu koordinasyon devam ediyor. Bu sene için de geçerli. Şimdi o pozisyonda oynayan Esra’yı gönderip Birsel’I almamız yeni bir motivasyon. Çünkü Birsel birazcık daha Nilay’I zorlayacaktır.Ama burada bir yabancı oyuncu tercih etmek yerine Birsel’I tercih ettik, bir Türk oyuncu olması sebebiyle.

YABANCI TRANSFERLERİMİZ

Geçen seneki oyuncularımızdan Nicole Powell bir İspanyol takımına gitti. Onun yerine tam 3 numaralı pozisyon değil, 2 arada sırada 3 de oynayabilecek Cappie Pondexter’i aldık. Ben Türkiye’de WNBA maçlarının canlı olarak, TV’de yayınlanan maçları zaten herkes seyrediyor, bende seyrediyroum ama onun haricinda canlı olarak en çok maç seyreden antrenör olarak görüyorum kendimi. Geçen sene benim Universite Milli takımını çalıştırmam da bir avantaj sağlıyor. Orada da dünyadan gelen bütün takımları belirli bir yaş grubunda gerçi ama, onları tanıma şansım oldu. Cappie Pondexter orada dikkatimi çekmişti zaten.

Linda Frochlich aynı şekilde, Corona Zanze geçen sene kerhen kaldı yani 2 yıllık sözleşme yaptığı için kalmıştı. Geçen sene çok fazla tepki aldı zaten, o pozisyonda yine bir oyuncu almamız gerekiyordu, Avrupalı olması gerekiyordu. O pozisyona getirilebilecek en iyi 5 oyuncudan bir tanesi Linda Frochlich. Herkes belirli sayıda Amerikalı oynatabildiği için, Avrupalı oyuncuları seneler once uzun süreli kontratlarla kendisine bağlıyor. Bunların arasında alınabileceklerin en güzeli geçen sene bize karşı 3 maçta da iyi oynadı Spartak Moskova’da. Geçtiğimiz günlerde Avrupa Şampiyonası eleme grupları oynadı bütün takımlar. Geçen sene Avrupa Şampiyonasında ilk 5 e giren takımlar hariç tabi ki. O maçların sonunda ribaund kraliçeliğinde birinci oldu. Bizim açığımız zaten orada. İnşallah bu performansını Türkiye’de de arttırarak devam ettirir.

Geçen sene bizde gerçi o pozisyonda Nevriye var ama, Linda’yla beraber iki tane kuvvetli oyuncuyla 3’lü bir rotasyon yapmayı düşünüyorum. Etkili olacaklarına inanıyorum.Çünkü Linda’nın hem 3’lük şutu etkili, hem içeride oyunları penetreleri etkili. Corona’yla karşılaştırırsak çok etkili bir oyuncu. Nevriye’de bu geçtiğimiz sezon boyunca sakatlıklarla epey mücadele etti. 2 ay ara verdi. Onun yokluğunda zor anlar yaşadık. Şimdi bu sene tedavisin daha iyi yaptırdığımıza inanıyorum, dolayısıyla bu seneye iyi başlayacak diye bekliyorum. Zaten milli takımda burada oynadığı maçlarda çok önemli görevler aldı. Başarılı oldu.

Tammy Sutton Brown Kanada milli takımında şu anda. O da Dünya şampiyonasında ilk 10’a girdi galiba Kanada. Veya daha geride kaldılar. Brezilya’da olunca şampiyona, internet haricinda bilgi almamız pek mümkün olmadı ama, maç istatistiklerine baktığımızda iyi oynadığı maçlar da oldu, kötü maçlarda oldu. Yani sürekli hep tepede gitmedi Linda gibi. Ama 5 numarada oynayan oyuncuların nasıl savunulduğu çok önemli. İnşallah o da aynı şekilde bizim önemli silahlarımızdan biri olacak.

Tek Türk transferimiz Birsel. Bizim takımdaki oyuncularımızla çok iyi bir arkadaşlığa sahip. Nilay ve Nevriye’yle ile özellikle. Zaten çok uysal. Ben Ümit milli takımda onun antrenörlüğünü yaptığım için tanıyorum. Geçen sene o da Migros’ta sakatlığı nedeniyle bize karşı oynayamamıştı. Ama onun da bize bu sene katkı sağlayacağına inanıyorum. Doğru transfer yaptığımıza inanıyorum. Biraz once Nilay’la ilgili söylediğimiz nedenler çerçevesinde.

ESKİLERİ GÖNDERMESEK, GENÇLERİN ŞANSI OLMAZDI

Biz bu operasyonu yapmasaydık bu genç oyuncuların hepsini kaybedecektik. Zaten eleştiriler benim genç oyuncuları oynatmadığım yönündeydi. Bu böyle sürüp gidecekti. Bu revizyonu yapmamış olsak da başarının garantisi yok.Hiç olmazsa genç oyuncuların basketbola kazandırılması, takıma çok büyük bir fayda sağlayacak. Yani Euro League’de oynayacaklar. Biz altın tepsi içinde bu genç oyunculara büyük bir fırsat sunduk. Onlar bunun farkında olurlarsa eğer hem bayan basketbolunu daha yüksek yerlere götürürler, hem Fenerbahçe’yi götürürler. Ve Fenerbahçe’de de bunu başaracağımıza inanıyorum.

Çünkü ilk geldiğim sene benim gençlerden şu anda Melike 18 yaşını doldurmuş durumda. İlk geldiğim sene de Şükran da 18 yaşını doldurmuş durumdaydı. Şükran’ın durumu inanılmaz. Çok büyük bir gelişim gösterdi. Eğer sakatlanmasaydı Şükran şu anda Fenerbahçe’de filan olmazdı. Çok iyi Avrupa takımının formasını giyiyor olurdu. Çünkü ondaki fundamental ve basketbol zekası hiç bir genç oyuncumuzda görmedim. Şimdide bütün yaz çalıştırdığım için Begüm’den çok umutluyum. Melike’nin biraz daha zamana ihtiyacı var. Çünkü gerçekten sakatlık çok farklıydı onda. Sanırım kendine güvenip o karanlık yere yani 3 saniye koridoruna. Oraya girmeye cesaret etmesi çok zor, zaman alıyor. O korkuyu yaşamamsı lazım. O korkuyu üzerinden atması lazım. Bunun için zamana ihtiyacı var. Yoksa tecrübe açısından, dışarıdan şutlar açısından Melike’nin kendine güveni zaten yüksek.

Melike ve Begüm haricinde diğerleri de zaman zaman 89 doğumlu cüce lakaplı Burcu’nun da fırsat bulacağına inanıyorum. Ona çok büyük bir fırsat daha tanıdım ben. Genç takım antrenörlerimizle görüşerek bu sene A takımımızdaki genç takım kontenjanını ona kullandım.Bu onun için çok iyi bir fırsat. Hem bizle hem genç takımla birlikte oynaması çok daha fazla maç yapmasına neden olacak. Burada Begüm’ü tercih edebilirdik ama biraz once söylediğim gibi kendimi bir açmaza sokmam gerekiyordu. Genç takım maçı var “hadi Begüm sen git” diyorsun. O zaman o idmana katılmayan bir oyuncuyu ben maçta çok fazla sure vermiyorum. Çünkü diğerleri antrenman yapıyorlar. Zaten 12 kişisiniz ben geçen sene bu derdimi kimseye anlatamadım.

Biz geçen sene Selin’le Begüm’ü A takım kadrosuna çıkardık ama biz haftada 12 idman yapıyorsak onlar 5’ine gelebiliyorlardı. Şimdi sen 5 idman yapan bir oyuncuyu diğer bütün oyuncular kardoya girmek için birbirini yırtıyor, parçalıyor. Sen genç takım oyuncusunu oynatalım dediğin zaman tepki alıyorsun. O zaman antrenmandaki o yırtıcılık kaybolur. Şimdi ben bunu seyirciye anlatamıyorum. Bize “Kaybolmayan oyuncu istiyoruz” diyorlar. Biz oyuncunun kaybolmasını zaten istemiyoruz. Bunları anlatamıyorsun. Konuşma şansımız bir kaç yıldır ancak şimdi olabildi Antu.com’la.



BAŞARI İÇİN TARAFTAR CAFERAĞA’YI DOLDURMALI

Bizim başarılı olmamız için, maçlara gelen taraftar sayımızın artması lazım. Taraftar sayımızın artması içinde kendi içimizden yetişen oyuncuları seçtik. Gelen oyuncuların hepsi çok genç. Tammy Sutton Brown geçen sene Euro Lig’de oynadı. Tecrübesi olan bir oyuncu. Diğer oyuncularımızdan 4-5 senedir kimse Euro League’de oynamıyor. Euro League çok sert bir lig. Çok sert bir yer. Cappie Pondexter ilk defa bizde ortaya çıkıyor. Ama biz yüksek tempoda antrenman yapıp hızlı oynamak istiyoruz. En önemli bölüm savunma bölümü. ��yi savunmadan sonra ribaundu alıp işi bitirmek istiyoruz. Bu bölümlerdeki çalışmalarımızın tekrarını daha çok tutuyoruz. Savaşçı bir takım oluşturmak istiyoruz.

Geçen sene o eleştiriler biraz azaldı. Geçen sezon takımımızın ribaundçu özelliği biraz daha bir çok maçta öne çıktı. Biz ribaundlarda artık üstünlüğü sağladık. Önceki senelerde böyle değildi. Geçen senelerde yaş ortalamamız epey yüksekti. Bu sene gençleştik. Bu yüzden ribaund mücadelemiz daha yüksek seviyede olacaktır. Geçen sene biz birçok maçı yüksek yüzdeli faul atışlarıyla kazandık. Erkekler ligi de dahil tüm liglerin en yüksek faul yüzdesine sahip olan takımıyız.

6 YILDIR EN AZ SAYI YİYEN TAKIMIZ

Her zaman şimdiye kadarki tüm sezonlarda en az sayı yiyen takım olduk. Belki bazen çok az farkla 2. olmuşuzdur. Savunma konusuna verdiğimiz önem genel averaja baktığımız zaman daha iyi anlaşılır. Benim düşüncem savunma iyi yaptığınız zaman hücumda biz sayı bulabilecek oyunculara sahibiz. Şaziye devreye girdiği zaman uzak atışları nasıl gerçekleştiriyorsa, Nalan’ın da Begüm’ün de zaten böyle bir görevi var. Onların da belirli bir yüzdeye ulaşacaklarına inanıyorum.

AVRUPA’DA BÜYÜK HEDEFLER KOYMAK HAYALCİLİK OLUR

Euro League’de final yapacağız, yada final four yapacağız diye bir hedef koymak şu anda biraz uzakta. Bunları yapmak için tabi ki uğraşacağız, çalışacağız. Boşuna girmedik biz buralara. Yani zaten zorluklarla giriliyor. O zaman değmesi lazım. Bizim savaşan bir takımla, Euro League’de Türkiye’nin adını duyurmamız lazım. Ve gelecek sene tekrar Euro League hakkını devam ettirmek lazım. Bu görevin omuzlarımızda olduğunun bilincindeyiz. Euro League’de yer almak çok büyük bir ayrıcalık. Bunu yapabilmemiz için gruplarda sonuncu takım olmamamız lazım. Bizim grubumuz diğer gruplara göre daha zordu ama. Onu başaracağımıza inanıyorum ben.

AMACIMIZ TÜRKİYE’DEKİ TÜM KUPALARI ALMAK

Amacımız Türkiye ligindeki tüm kupaları almak. Biz kolasına maç yapsak bile onu da kazanmak istiyoruz. Bu oyuncularımızda aşılanmış bir olgu. Bu olguyla mücadele ettiğimiz takdirda zaten kupaları alırız. Konuşmanızın başında “kaç şampiyonluk var” dediniz. 3 şampiyonluk var belki ama. Türkiye bayan liglerinde her sene 3 tane kupa veriliyor. Bu kupalardan 6 senede 12 tane kupa kazandık biz. Her seneye 2 tane düşüyor. Ama mühim olan Türkiye lig şampiyonluğunu kaçırmamak. Çünkü onu kaybetmenin üzüntüsü çok farklı oluyor. O hem çok zahmetli bir kupa, çok zor kupa. Uzun vadede elde edilen bir kupa. Hem de çok değerli. İnşallah bu sene bunu gerçekleştireceğiz. En büyük rakibimiz yine Beşiktaş olarak gözüküyor.

BEŞİKTAŞ’IN OYUNU

Şimdi ilginç olan bir şey söylemek istiyorum. Beşiktaş takımıda Avrupa kupası oynayacak. Şimdi bu kupada ve bizim oynayacağımız Euro League’de. Avrupa dışı oyuncuları oynatma sayısı 2’yle sınırlı. Yani 2 ‘den fazla oynatma şansınız yok. Ama Avrupa’lı oynuncuları istediğiniz kadar oynatabilirsiniz. Avrupa maçlarımızda biz istesek Kanadalı oyuncumuz Tammy Sutton Brown ve Amerikalı Cappie Pondexter haricinde istediğiniz kadar Avrupalı oyuncu getirip oynatabiliriz. Ama 3. bir Amerikalı alırsak Avrupa maçlarında 3.’yü oynatamayız. Ve değiştirme şansın da yok Avrupa kupalarında. Bu 2’si diyorsun o liste değişmiyor. Şimdi Beşiktaş, o kupada oynayacak. Sırf bizim önümüzü kesebilmek için, 3. yabancı bir Amerikalıyı getirdi. Yani Beşiktaş Türkiye’de 3 Amerikalıyla oynayacak ve Avrupa ‘da bunlardan bir tanesini hiç oynatmayacak. Ve böyle de bütçe var onlarda yani. Sırf lig de, çünkü bizim ligdeki ilk maçımız Beşiktaş’la. Bizi bu sene vurmak için hiç şimdiye kadar böyle bir bütçe ayırmamışlardı. Ama Fenerbahçe açısından, bizim Avrupa kupalarında oynatamayacağımız bir yabancıyı alıpta Tribünde oturtmak gibi bir lüksümüz yok. Bence de yanlış bir politika olur zaten böyle bir şey yapılması. Ama bunlar sırf bizi engellemek için bu politikayı uyguluyorlar.

COREL ENGİN MESELESİ

Buradan mesela geçen sene ki en büyük eleştirilerden olan Corel Engin meselesine gelelim. Onu gönderdikten sonra bir oyuncu getirdik. “Niye daha once getirmediler, bak istenirse bulunuyormuş” gibilerinden bir sürü yazılar yazıldı. Ama bu insanların bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor. Çünkü az once söylediğim gibi, biz Corel Engin’i Avrupa kupalarında Türk statüsünde oynadığı için kabul ettik. Bu nedenle de Corel Engin’I Avrupa kupalarindaki maceramız sona erdikten sonra gönderdik. Ondan sonra Türkiye liglerinde 3 Amerikalı oynayabiliyor. 3 Amerikalı aynı anda oynayabildiği için Beşiktaş bize karşı böyel bir önlem almış oldu. Geçen sene de biz Avrupa’dan elendikten sonra 3. Amerikalımızı getirdik. Ve Corel Engin’in sözleşmesinin iptal edilmesi gerekiyordu. Onun sözleşmesini iptal ederek yeni oyuncumuzu getirdik. Yoksa bilmiyormuyuz biz Corel Engin’in yeterli olmadığını. Ama Türk statüsünde oynuyordu.



ÇOK BÜYÜK BİR İSİM OLURSA TRANSFERİ DÜŞÜNÜRÜZ

Yeni transfer şu an için düşünmüyoruz. Ancak çok iyi bir isim bizi Euro Lig’de belirli yerlere taşayacak bir isim çıktığı takdirde, şu anda yok çünkü. Öyle bir isim olduğu takdirde belki transfer yapabiliriz. Biz şu anda oyuncularımızın önünü bu kadar açtıktan sonra tekrar kapatacak bir transfer yapmak istemiyoruz. Çok değmesi lazım. Çok super bir isim olarabilir. Ama o her zaman olabilir yani. Allah korusun sakatlık durumunda tabi ki yabancıya yönelmek durumunda kalıyoruz. İnşallah bu sene sakatlık olmazsa bu kadromuz devam eder.

AZİZ YILDIRIM VE MAHMUT USLU BÜYÜK DESTEK VERİYOR

Kulübümüzdeki bütün branşlarda tek yetkili Başkan. Gerçekten Sayın Aziz Yıldırım amatör branşlara, sadece basketbola, bayan basketboluna demiyorum bütün amatör branşların hepsine çok büyük destek veriyor. Bunu Fenerbahçe’de bunu söylemeyen bir kişi olacağına inanmıyorum. Çünkü gözle görülür bir şekilde zaten büyük bir ilerleme kaydettik. En büyük rakibimiz tarafından bile kıskanılıyor şu anda. Tesisler açısından ilk once. Tesis olduktan sonra imkanlar tanındıktan sonra iş çalışmaya kalıyor. Tabi çalışırken de desteklenmesi lazım. Bu sene erkek basketbol takımımız çok büyük bir sponsor buldu. Çok büyük bir yük kulübün sırtından kalkmış oldu. Üstelik de hedefi çok yüksek bir takım oldu şimdi. Erkek basketbol takımımızın hedefi hem lig de hem Avrupada çok büyük başarılar. Çünkü onlara sağlanan destek sadece Fenerbahçe tarihinde değil, basketbol tarihinde bir ilk. Bu kadar yüksek bir bütçeyle bir sponsor bulduğu için yönetimimiz tebrik etmek gerekiyor.

TÜRKİYE’YE GELEN OYUNCULAR İLK ÖNCE FENERBAHÇE’NİN KAPISINI ÇALIYOR

Başkanımızın haricinde bütün amatör şubelerden sorumlu Sayın Mahmut Uslu geliyor. Gerçekten o da basketbol kökenli birisi olduğu için burada yapılan işleri sayın Mahmut Uslu da, Başkanımız da en iyi şekilde yapıyorlar. Buradaki işlerin denetlenmesini. En ufak bir lüzumsuz harcama olmadan maksimum verim elde edilerek destek devam ediyor. Ben şimdiye kadar buraya geldiğimde desteksiz bir sezon geçirdğimizi hatırlamıyorum. Şöyle bir avantajımızın olduğunu da düşünüyorum ben. Yabancı oyuncuları transfer ederken ben çok fazla kişilerle konuşuyorum. Biraz once söylediğim gibi WNBA’da maçları canlı seyretmenin haricinde, ABD’ye gittiğimde antrenmanları da seyrediyorum, coachlarla konuşarak idmanları da izliyorum. O ilişkilerden kaynaklanan avantajlar Fenerbahçe’ye artı olarak dönüyor. Türkiye’ye gelen her oyuncu ilk once Fenerbahçe’nin kapısını çalıyor. Fenerbahçe’den “hayır” aldıktan sonra diğer takımlara gidiyor. Bence bu büyük bir avantaj.

YENİ SALON BÜYÜK AVANTAJIMIZ OLACAK

Yeni salon arsası konusunda daha once merkezde bir yer söyleniyordu ama şimdi Ataşehir’de bir yer söyleniyor. Bir problem var ama bunu ben bilmiyorum bu beni aşar. Orada bir problem var. Bir türlü yeri belirlenemedi şimdiye kadar. Bu salon yapıldığı takdirde sadece basketbol maçları burada oynanacak. Biz de antrenmanlarımızı orada yapmaya başlayacağız. Bu salonun yapılması, rakip takım üzerinde kurulacak baskı açısından çok çok etkili olur.

ANTU.COM & FENERLİST TARAFTAR ÖDÜLÜNÜ ALMAK BENİ ÇOK GURURLANDIRDI

Antu.com & Fenerlist’in 2006 taraftar ödülünü almak benim için çok büyük bir sürpriz oldu. Çok gurur duydum çünkü söylediğiniz gibi, orada futbol takımı antrenörü var, Aydın Örs var bir kere. Onların arasından ödül almak çok gurur vericiydi. Ama ben ödül alırken de teşekkür konuşmamda, ödül için oyuncularıma çok teşekkür ettim. Çünkü bu bir takım sporu. Bileğimizin hakkıyla almışız çünkü Antu.com’da eleştiriler vardı. Onlara rağmen ödülü almak çok güzel bir şey. Bir de o kadar taraftar önünde almak da çok önemliydi.

Bir de organizasyon çok güzeldi. Ödülün kendisi de çok güzel tasarlanmıştı. Burada benim epeyce kupam var. Onların ortasına koydum bu ödülü. Işık vurduğu zaman arka tarafından hep destek tam destek yazısı arka tarafından gözüküyor. Muazzam bir görüntü oluyor.

OĞLUMUN ADINI SERKAN ACAR’DAN ESİNLENDİK

Benim oğlum çok muazzam fanatik. Bütün deplasmanlara gidiyor. Onun için dua ediyoruz tabi. Çok fanatik. Onun ismini de biz Serkan abi oynuyordu o zamanlar. Çocuk olurken. İsim arıyoruz. Futbolculardan seçicez tabi. Ama o Ayşecik’le evlenince.Ondan sonra oğlumuzun adını Serkan koyduk. Serkan abi de bilir bu hikayeyi.

HENRY TURNER’I BEN TÜRK YAPTIM

Bir çok taraftar bilmiyor. Bayan basketbolundan once Ali Şen başkanken ben erkek basketbol takımının menajeriydim. 4-5 aylık bir menajerlik maceram oldu. Bunu bir çok taraftar bilmiyor aslında. A takım menajeri olarak sezona başladım. Ben aynı zamanda Mülkiye mezunuyum. Siyasal Bilgiler Fakültesinden. Maliye Bakanlığında şube müdürüyken istifa ederek antrenörlüğe başladım. Mülkiye’de camiada çevremiz çok geniş olduğu için Henry Turner’ın Türk yapılması işini benden önceki menajer arkadaş 1 yılda yapamamış. Sadece müracatı var. O sırada da 1907 derneği var basketbolun başında. Necdet Ersoy başkanıydı. O çağırdı, dedi ki “ Bunun Türk yapılması işlemiyle ilgilen, sen ilk once bunu yap” dedi. Çünkü o Türk olursa 1 yabancı daha alacaklardı. Dallas Comegys’le beraber. Ben 31 günde Henry Turner’I Türk yaptım. 2 günde 1 Ankara’ya gidiyordum. Nüfus genel müdür yardımcısı benim sınıf arkadaşımdı. Nüfustan bilgilerini aldım falan filan, başkan Ali Şen’e Henry Turner’ın nüfus cüzdanını verdim. O iş bittikten sonra asli görevimize menajerliğe başladık.



BAYAN MENAJER BÜYÜK AVANTAJ

Takımımızda yaptığımız önemli değişikliklerden biri de Didem’in menajer olması oldu. O bana bir çok konuda yardımcı oluyor. Benim konuşamadığımı anlamadığım bir çok konuda oyuncularımızla diyaloğa girebiliyor. Didem gerçekten bayan olmasının verdiği avantajlarla o problemleri çok azaltıyor. Mesela kaybettiğimiz bir maçtan sonra siz konuşmanızı yapıp çıktıktan sonra kendi aralarında konuşmalar bazen kırıcı olabiliyor. Siz o anda içeride duramazsınız, ama Didem durabiliyor. Didem orada ben çıktıktan sonra devam eden konuşmalara, sürtüşmelere hem şahitlik yapıyor hem de cevap verip gerekli dengeyi sağlıyor. O bakımdan çok önemli. Bir de bayanlar size açılamıyor. Nereden bakarsan bak seni bir erkek olarak görüyor. İstediğin kadar sen ona karşı baba rolünde, abi rolünde ol hiç farketmiyor. Açılamıyor yani, söyleyemediği kelimeler oluyor. O zaman tam anlatamayınca içindekileri problem çözülemiyor, devam ediyor. Şimdi Didem’den sonra öyle bir problem kalmadı.

EURO LEAGUE ANALİZİ

Euro League’de tabi tüm maçlar çok zor. Hiç kolay rakip yok. Polonya takımı Gdynia’da Tan White oynuyor. Burada oynayacağız ilk maç. Bizim gruptaki takımlardan sadece Gdynia değil, onlar da kuvvetli ama Valenciennes var. Fransız takımı ve son 5-6 seneyi değerlendirirseniz hep final fourlara kalmayı başaran takımlardan bir tanesi. Fransızların önemli takımlarından bir tanesi. Valencia var o da İspanyol takımı. Onlar da bu sene transferlerini tamamlayamamış olmaları nedeniyle çok büyük oyuncuların peşinde koşuyor. Eğer transfer ederlerse çok büyük bir güç olacak bunlar. Rus takımı UMMC Ekaterinburg var, zaten her zaman yukarıda. Çek takımı Brno geçen senenin şampiyonu. Yani kolay maç yok. Çok zor bir gruba düştük. Gerçekten zor bir grup. Gruplarda oynadığınız maçlar sıralamayı belirler. 3 gruptan sadece 2 takım çıkmayacak. Ama eşleşmelerde en iyi takımlar en kötü takımlarla oynayacaklar. O bakımdan, grupta aşağılarda kaldığın takdirde, favori takımlarla eşeleşebilir hemen elenebilirsin. İlerlemek istiyorsan eğer bir kaç galibiyet alman lazım. Onu da ancak seyirci baskısını oluşturabilirsek başarabiliriz

TARAFTAR DESTEK VERİRSE BAŞARI GELİR

Bence taraftarlarımız oyuncuların üzerinde çok fazla baskı kurmazlarsa, çünkü 100. yıl oyuncuların üzerinde çok büyük bir baskı oluşturuyor. Ben diğer amatör branşlarla görüşüyorum. Mesela voleybol şubesindekiler de aynı şeyi söylüyorlar. Büyük baskı hissettiklerini söylüyorlar. O baskı bazen ters tepebiliyor. Bizim takımımızda bu sene sayı olarak çok fazla genç oyuncu olduğu için tecrübesizlik olduğu söylenebilir. Ama diğerleri ablalıklarını yaparak onları bir an once kaynaştıracaktır yabancılarla beraber. Bu yüzden ben 100. yıl konusunda fazlaca baskı hissedeceğimizi zannetmiyorum. Şu anda amatör branşlar içinde, takım sporlarında en çok kupa kazanan branş bayan basketbolu. Burada çok büyük bir bilgi birikimi var. Mesela Didem oyuncu olarak oynadı, şimdi menajer olarak 2. yılına giriyor. O da çok büyük tecrübe kazandı. Ekip çok önemli. Bu ekiple taraftarımız arasında olumsuzluklar çok fazla yaşanmadı. Eğer başarı da gelirse taraftarımız daha fazla destek veriyor tabi ki.

AVRUPA MAÇLARI DA CAFERAĞA’DA OYNANACAK

Bizim isteğimiz taraftar sayısını çok olması tabiki. Gerçekten Caferağa’nın yeri çok güzel. Biz buraya sırf seyirci gelsin diye seçtik. Bize Abdi İpekçi’yi önerdiler ama biz kabul etmedik. Hem de Caferağa’da bir seyirci baskısı oluşturulabiliyor. Bizim bu sene daha fazla seyirci baskısına ihtiyacımız olabilir. Bu kadar genç oyuncuyla oynarken. Hem sen taraftar olarak “Neden alt yapımızdan çıkan oyuncular takımda oynamıyor” diyeceksin, hemde sonra da gelip destek vermeyeceksin. O zaman susacaksın. Herkes senin kadar düşünebilir. Düşünmek önemli değil uygulamak önemli. Mutlaka maçlara gelinip destek verilmesi lazım.

Bu sene Avrupa maçlarını da Caferağa’da oynayacağız. Orada bir tek eksik buldular. “Dönerli reklam panoları olsun” dediler. Onu organize edecekler. O iş hallolunca maçlarımızı Caferağ’da oynayacağız.



MAÇLARI İSTEDİĞİMİZ SAATTE OYNARIZ

Saat problemleri Federasyonla ilgili değil. Bizim taraftarımız eğer biraz daha diyalog içerisinde olursa, bunu oyunculara değil de gelip bizlere sizing aracılığınızla iletirlerse bizim istediğimiz saat ne ise o zaman oynanır. Sadece maç günlerini değiştiremeyiz. Saatlerini değiştirebiliriz istediğimiz gibi. Bu saatler belirlenirken genelde futbol takımının maçlarına bakılarak ayarlanıyor.

Ama Avrupa kupası maçları hafta içinde, diyelim ki Çarşamba günleri. Çarşamba günü maçı ilk once bir tane örnek saat var, diyelim ki 20:30 diye ilan ediyor FIBA. Ama siz o saati istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz. Şimdi ben 20:30’da oynamak istemem çünkü, anternman saatlerim öğle saatlerinin hemen sonrasında, yani 16:00-17:00 gibi. Ben maç saatlerinin oyuncuların devamlı alıştığı bir saat olmasını istiyorum. O saate yakın saatleri tercih ediyorum. 20:30’da uzak bir saat. Ama taraftar içinde 20:30 geç gibi görünüyorsa 18:00’e – 19:00’a alabiliriz.

Mesela 18:00’e alsak da bazıları diyecek ki, “ben şurada oturuyorum gelemiyorum”. Bu 1-2 kişiye değil de çoğunluğa uygun bir saat olması lazım. Ama dediğim gibi bunu diyalogla çok rahat bir şekilde halledebiliriz. Şimdiye kadar sadece futbol takımına bakıyorduk ama bu sene erkek basketbol takımına göre de bakarak saatleri ayarlamak zorunda kalacağız. Çünkü bu sene hem futbol takımımızın, hem erkek basketbol takımımızın çok fazla seyircisi olacağına inandığımı için. Bilhassa erkek basketbolunda herkes büyük bir seyirci patlaması bekliyor. Eğer bu gerçekleşirse, bizim maçlarımıza ilginin düşmemesi için mutlaka o maçlarla çakışmayan saatleri tercih etmemiz gerektiğine inanıyorum. İnşallah onu gerçekleştiririz.



20.10.2006

Haber Ara

Antu.com Zafer Kalaycıoğlu Röportajı

Fenerbahçemiz’in 100. yılı başladı. Camia olarak bütün branşlarda şampiyonluğu hedefliyoruz. Bu br ...


Fenerbahçe - Beşiktaş (Bayanlar Cumhurbaşkanlığı Kupası)
Basketbolda 14. Bayanlar Cumhurbaşkanlığı Kupası, bugün sahibini buluyor. Geçen sezonun lig şampiyonu Fenerbah ...

Abdi İpekçi’de Geç Kalan Buluşma…
Hep o günü beklerdim ortaokul ve lise yıllarında. Parasını verip almaya gücümün yetmediği, okulda da çok az ol ...

Bayanlar Cumhurbaşkanlığı Kupasında Fenerbahçemiz Beşiktaş`a Karşı
Basketbolda 14. Bayanlar Cumhurbaşkanlığı Kupası, yarın sahibini buluyor. Geçen sezonun lig şampiyonu Fenerba ...

Bayanlarımız İmza Gününde
Bayan Basketbol Takımımız, yarın saat 12.30’da Migros Ankara Alışveriş Merkezi’nde (Ankamall) yapılacak imza g ...
Sayfa: 1....116.117.118.119.120.121.122.123.124


antu com ios app






Antu.com Fenerbahçe Taraftarının Resmi Sitesi
Copyright © 1997-2018 Antu.com