Aydın Örs Röportajı - Antu.com

 

Aydın Örs Röportajı

Erkek basketbol takımımızın Ülker ile birleşmesinden sonra görkemli bir kadro kuruldu. Hedefler yükseldi. Fenerbahçemizde 2 yıldır görevde olan bu sezon 3. sezona başlayan, Türk basketbolunun efsane ismi Aydın Örs ile Fenerbahçemizin hedeflerini, kadro yapısını ayrıntılarıyla konuştuk.

Bu röportajdan çıkardığımız en büyük sonuç şu, Aydın hoca taraftarın kendisini Galatasaray ve Beşiktaş maçlarına şartlandırıp geri kalan maçlarda takımı yanlız bırakmasından çok şikayetçi. Özellikle Avrupa`da oynadığımız maçlarda. Geçen sene oynadığımız ve küçük farklarla kaybettiğimiz St. Ptersburg ve Kiev maçlarında mağlup olmamızın en büyük nedeni olarak seyircinin kendilerini yalnız bırakmasını görüyor ve hala sitem ediyor. Aydın Örs`ün bu gönül kırıklığını gidermek bizim elimizde. Umarız yarın oynayacağımız Pau Orthez maçında salonu tıklım tıklım doldurup takımımıza sonuna kadar destek vererek artık çoktan beri ihmal ettiğimiz görevimizi yapmaya başlarız. Aydın Örs`le yaptığımız bu röportajı zevkle okuyacağınızı umut ediyoruz.
 
 

KARİYERİM

Ankara doğumluyum. Basketbola Ankara’da DSİ Spor’da başladım. Orada aşağı yukarı 10 sene oynadım altyapı ile birlikte. Ondan sonra Şekerspor’a transfer oldum. Bu 2 kulüpte oynadım. Bu isimler şimdi bir şey ifade etmiyor ama o zamanlar Ankara basketbolunda çok önemli takımlardı bunlar. Şekerspor’la Türkiye 2.si olduk, bir de Türkiye 3.’lüğümüz var. O zamanların en iyi takımlarından biriydi. DSİ Spor da Ankara basketbolunun altyapısı gibiydi. Ankara Koleji’yle beraber. Çok iyi takımlardı.
 
 

Hatta ben o dönemde genç milli takımda 2 kez yer aldım, A milli takımda da 35 kez yer alma fırsatını buldum. 68 yılıydı yanlış hatırlamıyorsam, Fenerbahçe’ye ben fiş imzaladım oyuncu olarak. O zaman Batur abi (Mehmet Baturalp) antrenör olarak. Erdal abi ve Hüseyin Kozluca da oyuncuydu. Öyle bir takım vardı yani beni oyuncu olarak istediler. Fakat sonradan Fenerbahçe’deki anlaşmamıza karşın benim, Fenerbahçe’deki maddi imkansızlıklar nedeniyle gelmem söz konusu olamadı. 


İLK TEKLİF ALİ ŞEN’DEN GELDİ
Daha sonra Ali Şen basketbol şubesi kaptanıyken, ben Şekerspor takım kaptanıydım. Hüseyin abi’in jübilesi için gelmiştik A milli takım adayları toplanmıştı. Orada bana Fenerbahçe’ye gelmem için çok ısrar etti, hatta Hüseyin Kozluca ve Halil Dağlı da oradaydı. Hüseyin Kozluca da takımın antrenörüydü. Ben Ali Şen’i ilk kez orada tanıdım. Ama ligin başlamasına 1 hafta 10 gün kalmış artık, ben de takım kaptanıyım, “Fenerbahçeliyim ama gelemem” dedim. Çok ısrar ettiler. Yıllar sonra hala Ali abi her karşılaşmamızda söyler. “Seni oyuncu olarak alamadık buraya” diye.


 

22 YAŞINDA ANTRENÖRLÜĞE BAŞLADIM

Böyle bir oyunculuk dönemim oldu. Benim antrenörlükte şöyle bir şansım oldu, 22 yaşında antrenörlüğe başladım. Faal oyuncuyken yani iddialı oyuncuyken Doğan Hakyemez’in babası rahmetli Zeki Hakyemez var. O bana “DSİ yıldız takımını çalıştırır mısın?” dedi. Ben de “Çalıştırırım” dedim. Oradan başladık. Yani ben orada yıldız takım, sonra periyodik olarak genç takım, Şekerspor’a gittikten sonra da oranın genç takımını çalıştırdım falan. Bizim başka bir meşgalemiz yoktu o dönemde. Biz idmandan çıkardık, arkadaşlarla otururduk, ondan sonra ben aldığım takımı çalıştırırdım ve ondan büyük zevk alırdım. Ben de gencim yani o zaman, altyapıda çalıştırdığım takımla beraber benimde kafamda şimşekler çakıyor. Öğretirken öğreniyordum. Bu durum  benim antrenörlük kariyerimde çok önemli bir nokta oldu. Çünkü insan ne kadar çok pratik yaparsa mesleğinde o kadar başarılı oluyor.
 


TECRÜBEYİ SATIN ALAMAZSINIZ
Kaldı ki ben hep şunu söylüyorum. Bu dönemde bilgiye ulaşmak çok kolay internet vasıtasıyla. eskiden kitap, film falan derdik ama şimdi çok daha kolaylaştı. Bilgiye ulaşmak çok kolay ama tecrübeyi kazanamazsınız. Tecrübe yılların getirdiği bir birikim sonunda oluşan bir şeydir. Bunu satın alamıyorsunuz. Benim o dönemde antrenörlüğe başlamam bana çok şey kazandırdı. Çok hata yaptık tabi geriye dönüp baktığınızda. İşte o hataları yapa yapa bazı şeyleri öğreniyorsunuz.

 


FAAL SPORCUYKEN GENÇ MİLLİ TAKIMDA ASİSTAN COACH OLDUM
Basketbolu son bırakacağım sene Federasyon Başkanı Osman Solakoğlu’ydu. Hüsamettin Tozluoğlu’da asbaşkandı o zaman. Benim altyapıdaki bu başarılarımı görünce bana genç milli takım yardımcı antrenörlüğünü teklif ettiler. İlk defa öyle bir uygulama oluyor. Yani faal sporcu ilk kez milli takımda antrenör adayı oluyor. Coach da Mahmut Uslu’ydu. Basketbolu ben 35 yaşında bıraktım. Mahmut’la ben 2 şampiyonaya gittik. Bulgaristan’a Balkan şampiyonasına, Malta’da Avrupa Şampiyonası elemelerine gittik.



Daha sonra Mahmut Uslu ayrıldı. Seyfi Kuştimur vardı ve onunla birlikte de bir turnuvaya gittik. Seyfi Kuştimur’dan sonra ben head coach oldum. O sırada basketbolu bırakmıştım. 1984 yılında Avrupa Şampiyonası elemelerini kazandık. Sonra Avrupa Şampiyonasına gittik İsveç’e. Avrupa 8.si olduk. O dönemde Efes Pilsen’den teklif geldi bana, altyapı sorumlusu olarak. Ben de doğma büyüme Ankaralıyım, İstanbul’a gelmek çok zor geliyor. Çok düşündüm taşındım, benim oğlum da çok ufaktı o zaman. 2-3 yaşındaydı. Ankara’da Şekespor takımında antrenörlük yapıyorum aynı zamanda. Biraz oralarda sondaj yaptım, yani ne uzarsın ne kısalırsın.


EFES PİLSEN YILLARI
Efes’in teklifini kabul ettim. İstanbul’a geldim sırf altyapı sorumlusu olarak. A takım antrenörü Rıza Erverdi’ydi. Fakat öyle bir şey oldu ki ben o sezon çalışmaya başladım. Rıza Erverdi 6. veya 7. maçta görevden alındı. Aydan Siyavuş’la anlaştılar. Aydan hoca da rahmetli A takımda da benle çalışmak istediğini söyledi. O şekilde ben Efes Pilsen A takımında da görev aldım. Yardımcı asistan olarak görev aldım. Aydan hocayla çalışmam bana çok şey kazandırdı. Biz 3 sene beraber çalıştık. 1 sene ayrıldı Beşiktaş’a gitti. Haliloviç geldi Yugoslav coach, onunla 1 sene çalıştım asistan olarak. Sonra tekrar Aydan hoca geldi. Ben o ara ayrılıp ayrılmamayı düşündüm. Bir kaç kulüp teklif yaptı bana. Bunlardan bir tanesi de Fenerbahçe’ydi. Ama ben o düzenlerden pek ayrılmayı düşünmedim. Yani hem altyapıdan hem A takımdan.
 
 

TÜRK BASKETBOLUNUN SIÇRAMA YILLARI
Sonraki coach Halil Üner’di. Sezon bitimine 5 maç kala takım çok başarılı değildi herhalde ve Halil Üner’i gönderdiler. Aslında ben sezon başında almayı düşünüyordum daha çok ve sezon bitmesine 5 maç kala 92 yılının Şubat ayıydı hiç unutmuyorum Efes’in başına geldim. Ondan sonra 7 buçuk yıl Efes’te belki sizin de takip ettiğiniz gibi, A takım antrenörlüğü yaptım. Burada çeşitli kupalar kazandık. Efes tarihinde önemli başarılar elde ettik. Türk basketbolunun bir sıçrama noktası oldu diyebiliriz buna. Özellikle Avrupa kupaları açısından söylüyorum bunu.


99 yılının Ekim ayında Efes’te yeni bir takım kurmuştuk. Eski oyuncuları gönderdik, Noumovski gibi, Ufuk gibi, Volkan gibi, Tamer gibi, Murat Evliyaoğlu gibi oyuncuların yerine daha genç Türk oyuncular aldık. Daha sonra da İbrahim Kutluay’ı Fenerbahçe’den kiralık olarak aldık. Yeni kurduğumuz bir takımdı ama şimdi anlatması uzun çok olaylar oldu. Ben de istifa etmek zorunda kaldım 6-7 maç sonra.
 
 

MİLLİ TAKIM DÖNEMİ

Ondan sonra o sezon çalışmadım zaten. Sonra 2000 yılında Federasyon milli takım için teklif yaptı. Çok büyük bir hedef vardı, 2001 Avrupa şampiyonası Türkiye’de olacaktı. 2000 yılında kontrat yaptık, 3 yıllık kontrat. Sonra 2001’de Avrupa 2.si olduk. Daha sonra katıldığımız 2002’deki Dünya şampiyonasında, bizim hedeflediğimiz yerde olamadık çeşitli nedenlerden dolayı. Dünya 9.su olduk. Sonra da İsveç’te Avrupa Şampiyonasında çok ufak nüanslarla ilk 8’i kaçırdık. Grupta 2 galibiyet 2 mağlubiyet aldık. Ondan sonra ben istifa ettim. Federasyon başkanı Turgay Demirel çok ısrar etti kalmam için. Ama ben misyonumu tamamladığımı hissediyordum orada. Dolayısıyla istifa ettim.


FENERBAHÇE’YE GELİŞİM
Pek antrenörlük yapıp yapmama konusunda da kararsızdım. Yapmayayım diye düşüncelerim gelip gidiyordu. Çünkü o ana kadar hep büyük hedefi olan takımlarda çalışmıştım. Efes açısından, Milli takım açısından. Sonra, Mahmut Uslu benim çocukluk arkadaşım Ankara’dan, bir gün beni aradı. “Senin nasıl Fenerbahçeli olduğunu herkes biliyor, bize gel beraber çalışalım” dedi. Bunu söylediği zaman maçlar oynanıyordu. Sezon sonuna doğru. “Sezon bitmeden konuşmam, yakışık almaz böyle bir şey” dedim.


 

Sezon bitti. Mahmut randevu aldı Başkandan. Hatta hiç unutmuyorum. Denizli’den şampiyon olarak dönmüştü futbol takımı. Herkesin de keyfi yerindeydi. O gün başkanla bir toplantı yaptık. Mahmut Uslu, Murat Özaydınlı vardı. Ben de şartlarımı söyledim. Zaten kontrat falan yapmadık. “Ben istediğiniz zaman bırakırım ancak benim belli prensiplerim var. İşime kimseyi karıştırmam.” dedim. Bir de benim için ödemeler çok önemli. Çünkü bazı şeyler duymuştum. Kimsenin parası kalmıyor ama ödemelerde bayağı bir gecikme oluyor gibi. Bu yabancı oyuncular için çok önemli. Herkes için çok önemli de. Türk yabancı fazla ayırım yapmamak lazım. Türk oyuncuyu ikna edebilirsin, ama yabancı oyuncuyu ikna edemezsin. Çeker gider.

Ama Allahı var yani başkan şu iki sene, zaten bu seneyi saymayalım çünkü Ülker olayından sonra öyle bir sorunumuz kalmadı; Müthiş destek verdi. Her konuda olduğu gibi, özellikle bu konuda, bütün ödemeleri zamanında aldı takım. Ve bugüne kadar geldik. Çok kısa olarak böyle.


HEDEFLER
Aslında bu 3 sene sonunda belki biraz zor bir hedefti ama. Avrupa’da bir yerlere gelmek, EuroLeague’de bir yerlere gelmek. Bunun için öncelikle EuroLeague’e girmek gerekiyordu.  EuroLeague’e girmek, EuroLeague’de bir yerlere gelmekten daha zor. Bunun yolu da, biz ULEBCup’ta oynarız, Fenerbahçe Salonu’da olursa oradan EuroLeague’e sıçrarız. Şimdi daha iyi anlıyorum ki, o bir hayalmiş. Senin ne kadar başarılı olduğun önemli değil, kulübün yapısı çok önemli. Maddi açıdan, kurumsallık açısından.


Fenerbahçe’ye ben şunu vaadettim geldiğim gün; mücadele eden, bir top için yere atlayan, her türlü agresiviteyi ortaya koyan bir takım yaratmaya çalışacağız her beraber diye geldik.


İLK SENEMDE MUCİZE YARATTIK
İlk sene de bunu başardık. İlk senenin kadrosuna, şimdi geriye dönüp baktığınız zaman biz bir mucize yaratmışız. Şimdi o oyunculara bakıyorum, bulundukları takımlarda hiç bir yere gelemediler. Salyer’s vardı şu an hiç bir yerde oynamıyor. Booker sakatlanmıştı, Harvey’le oynadık o da hiç bir yere gelemedi. Türk oyuncular Barış Güney olsun, Erdal olsun. Biz onlarla oralara geldik. Mücadele ederek. Beşiktaş’ın kadrosu bizimle mukayese kabul etmezdi. Guardıyla, pivotuyla, forvetiyle, Türk oyuncularıyla. Onları geçtik mesela.


Dolayısıyla geçen sene de Cambala’nın dışında kariyerli oyuncu transfer edemediğimiz için genç oyuncuları ön plana çıkarma yoluna gittik. 100. yılda elimizde hazır oyuncu olsun diye. Özellikle Semih, Serkan, Hakan tipindeki oyuncuları. O yüzden biraz istikrarsız bir senemizdi geçen sene. Oradada ufak nüanslarla ilk 4’ü kaçırdık. 2 maç daha kazansak ilk 4 içinde olacaktık. Geldik bu seneye. Bu sene hedefler büyük tabii ki.


 

BU BİRLEŞME FENERBAHÇE İÇİN BİR PİYANGO
Bu birleşme bizim dışımızda gerçekleşti. Bu idari bir konu. Zaten Murat Ülker’in kafasında yani patronun kafasında böyle birşey oluşmuş, o da Fenerbahçeli. Gerçi Fenerbahçeli olması nedeniyle değil, seyircili bir kulübün büyük sponsoru olma hedefiyle bu yolu seçti. Ülker kendisinin yıllarca gerekli bir şekilde sportif anlamda tanıtımını yaptı. Artık bunun zamanının geldiğine karar vermiş. Burada da Fenerbahçe’yle kontak kuruluyor. Futboldan sonra ki en önemli branş basketbol Fenerbahçe’de. Bu basketbol takımının bütün maddi sorunlarını üstleniyor. Aynı zamanda EuroLeague gibi altın tepside bir şans getiriyor ayağınıza. Bu bir piyango Fenerbahçe için, reddilecek bir şey değil. İtalya’da bugün baktığınız zaman her sene takımların ismi değişiyor. Sponsorun ismi değişiyor.


Burada global ekonomide böyle şeyleri kafay takmak önemli değil. Kaldı ki heryerde Fenerbahçe ismi geçiyor. Sadece Ülker ismi eklendi. Bugün bu takım sahaya çıkıp taraftarlara heyecan veriyorsa, Fenerbahçe yönetimi kadar Ülker yönetimine de teşekkür etmeliyiz. Dolayısıyla ben bu anlaşmanın Fenerbahçe için çok hayırlı olduğunu düşünüyorum.


YÖNETİM DEĞİŞMEDİ
Sadece sembolik olarak üçer kişiden oluşturulmuş bir icra kurulu var. Murat Ülker var, 1-2 kişi daha var Ülker grubundan. Fenerbahçe’den de Mahmut Uslu, Murat Özaydınlı ve bir kişi daha var. Arada bir toplanıyorlar. Onların bize en ufak bir etkisi yok. Tamamen Fenerbahçe idari kadrosu. Ali Parlak Fenerbahçe divan üyesi zaten. Şimdi bizim dış ilişkilere bakıyor. Onun dışında Ülker’den altyapıya çok önemli bir destek var, Alpella organizasyonu bizim altyapımız sayılır. Onun başında Alaattin hoca var. Birkaç tane antrenör geldi. Onun dışında idari kadrolarda bir değişiklik yok. Nedim Karakaş, Cenk Renda var Ali Parlak da dış ilişkilere bakıyor.




ALTYAPIMIZ MÜTHİŞ OLDU

Altyapımız birleşmeden sonra müthiş oldu. Alpella tamamen Fenerbahçe organizasyonu. Ülker’in takımı gibi gözüküyorsa da bizim organizasyonumuz tamamen. Onu da biz takip ediyoruz. Serkan’ı kiralık verdik, Ömer’i kiralık verdik. O takıma da yardım ediyoruz. Fenerbahçe ve Ülker’in genç takım yaşı olan oyunculardan bir takım oluşturuldu. Bu Alpella genç takım olarak mücadele edecek. Fenerbahçe bölümünde iki takımın oluşturduğu takım da Fenerbahçe yıldız takımı olarak mücadele edecek. Yine iki takımdan oluşturduğumuz küçük takım da Alpella küçük takımı olarak mücadele edecek. Kuvvetli yıldız takımı aynı zamanda Fenerbahçe genç takımında da oynayacak. Hepsi bize bağlı bunların. Bunlar çok mutluluk verici bir şey. Şimdi genç oyuncular Alpella’da tecrübe kazanıyorlar. Oradan yakın dönemde alırız almayız ama sonuçta çok önemli bir tecrübe.


Şu an çok erken ama, mesela Ömer bugün ümit milli takımına girdi. Tanjeviç bayılıyor ona, A takım aday kadrosuna çağırdı. Gerçi giremedi kadroya ama Tanjeviç çok seviyor. Serkan ileriye dönük bir oyuncu. Bu tarafta Maksim diye bir oyuncu var. Yabancı oyuncu değil. Babası Türk, eski hentbolun önemli oyuncularından. Onu A takım kadrosuna aldım. Antrenmana çıktı. Herkes çok şaşırdı, oyuncular filanda çok beğendi. 91 doğumlu. 15 yaşında.


TARAFTARA KIRGINIM
Geçen sene taraftar takımı çok yalnız bıraktı. Her zaman sitemimi yaptım, hala da yapıyorum. Geçen sene St. Petersburg gibi Kiev gibi takımlara birer sayı yüzünden final four’a gidemedik. Bu içimde bir yaradır. 10 gün önce G.saray maçında 9 bin taraftar varken, 10 gün sonra Kiev maçında 400 kişi vardı. Seyircilerin Avrupa kupası maçlarına bakış açısı diye yorumluyorum ve çok üzülüyorum.


TARAFTAR VİZYONUNU DEĞİŞTİRMELİ
Bu biraz vizyonla ilgili. Bence Türkiye’de şampiyonluklar kazanılır. Bunu ben kazanmasam bile başka antrenör gelir kazandırır. Bence önemli olan Avrupa. Ama Avrupa vizyonunun oluşması için seyircinin bizi itmesi lazım. Seyircinin “Kardeşim, siz Türkiye’de onu bunu yeniyorsunuz ama Avrupa’da ne yapıyorsunuz?” demesi lazım. G.Saray, Beşiktaş maçlarından çok daha önemli Avrupa.


Ben bir örnek vereceğim, sizin sitedeydi galiba. Nedim bey gösterdi bana sonradan. Bizim St. Petersburg maçı kazandık deplasmanda geçen sene. O maçı sizin sitede naklen canlı olarak veriyorsunuz. Ve orada maçın sonu geldiği zaman şöyle bir ifade var bir üyeniz tarafından. “Oh ya maç bitti, şimdi G.Saray maçına takım daha moralli çıkar.” Yani bu bakış açısıyla, Beşiktaş maçı normal, 8 bin kişi vardı. Pau Orthez maçı var 1 Kasım’da çok merak ediyorum. İnşallah orayı doldurur seyirci. Çok merak ediyorum.




Siz zaten destek oluyorsunuz Antu.com olarak. Ben pek sitelere bakmam ama arkadaşlar arada bir bilgi veriyor orada tartışılanlar hakkında. Sizin sitenin basketbola ilgisi çok farklı ve çok medenice, uygarca. Eleştirilerde hep bu şekilde oluyor. O bakımdan sizin basketbola bakış açınızı beğeniyorum.


SPOR SALONUNUN KATKISI BÜYÜK OLUR
Yeni yapılacak salonun muazzam faydası olur. Zaten EuroLeague kriterleri var. 2010’da her kulübün 10 bin kişilik salon sahibi olma kriteri var. Gerçi biz Abdi İpekçi’yi de gösterebiliriz. “Biz burada oynayacağız” deyip için içinden sıyrılırız. Ama önemli olan bu değil ki. Şimdi kendi salonun olduğu zaman, yarısından fazlasını kombine olarak satma şansın var. Ona göre takım kuracaksın. Her sene yeni hedefler. İyi takım kurmak zorundasınız. Tv reklamı, salon reklamları, seyirci hasılatı. Hepsini topladığınız zaman kendi kendini döndürebileceğinizi düşünebilirsiniz. Kaldı ki Kadıköy yakasında böyle bir salonun olması muazzam avantaj sağlar bize.


HEDEF AVRUPA’DA BAŞARI OLMALI
Hedefler belli, Türkiye’de şampiyonluk ve kupayı almak. Başka bir hedefimiz olamaz zaten Türkiye’de. Avrupa’da da her ne kadar takımımızı oluşturan oyuncuların EuroLeague tecrübesinin olmasına rağmen. EuroLeague tecrübesi olarak kulüp ve seyirci tecrübesiz. Fenerbahçe G.Saray, Beşiktaş maçlarıyla büyüyor hep. G.Saray ve Beşiktaş’ın bizim hedefimiz olmaması lazım. Tabi ki bende istiyorum, en fazla ben istiyorum. G.Saray’a Beşiktaş’a kaybetmek istermiyim. Ben bunun bilincindeyim. Ama Avrupa vizyonumuzu geliştirmemiz lazım camia olarak. Ben bunu söylemeye çalışıyorum.



Avrupa’da hedefimiz bir defa bu gruptan çıkmak. Çok zor bir grup çünkü. CSKA’ya bakıyorsunuz, geçenlerde Clippers’ı yendiler. Barcelona keza öyle. Benetton, Napoli İtalyan takımları. Bunlar geçen sene final oynadı İtalya’da. Aris Yunanistan’ın en köklü kulüplerinden biri. Pau Orthez çok güçlü bir takım değil ama Fransız ekolu, her zaman tehlikeli. Bir de Zalgris Kaunas var. İyi takım kurdular bu sene. Burada ilk 5’e girersek o zaman bayağı iddialı olabileceğiz. “Neden?” derseniz. Çünkü üst turda gider yolun sonuna kadar CSKA, Barcelona gibi takımlarla eşleşme durumu olmayacak. Tabii ki güçlü takımlar olacak ama yolumuzu kolaylamış olacağız. Eğer bu raundu geçebilirsek iddiamız olur diye düşünüyorum. Ben umutluyum zaten .Avrupa’da elimizden geleni yapacağız.


BELKİ BİR 3 NUMARA ALABİLİRİZ
Kadro şu an için yeterli ama eğer biraz şu maçları görmek istiyorum. Bir 3 numara belki düşünebiliriz. 3 numaralı uzun bir forvet yabancı düşünebiliriz. Tabi onun da zorlukları var. 5 tane yabancınız varsa Türkiye’de 1 tane oyuncunuz tribüne 1 tanesinide benchte oturtmak zorundasınız. Zorlukları var onunda. 1 tane oyunucuyu benchten oyuna sokarken, hangisini çıkarabilirim diye zorlanabiliyorsunuz. Gerekli olursa bunu yapacağız ama şu an gerekli değil.


TOFAŞ MAĞLUBİYETİ HAYIRLI OLDU
Pek de kısa sayılmaz ama biz İtalya kampından beri çalışıyoruz. Milli takımda bulunan İbo, Hakan, Semih gibi oyuncular hariç tabi. Oğuz biraz daha erken geldi. Artı Damir de milli takımdaydı. Sonra İbo’nun sakatlık süreci, iyileşme süreci, sonra Damir hastalandı onun iyileşme süreci. Yani biz takımla beraber Türkiye Kupası’na gittik ama kupada hiç tam takımla idman yapamadan başladık. Neyse orayı kazasız belasız atlattık. Tofaş mağlubiyeti bir bakıma da iyi oldu. Çünkü arada bir öyle tokatlar yemek hayırlı olur. Ertesi gün Beşiktaş maçında da takım kendini buldu.




HERKES BAŞARIYA ŞARTLANMIŞ DURUMDA
Şimdi burada benim bir sihirim yok. Aynı idmanları yapıyoruz, çalışıyoruz. Burada oyuncuların iyi niyeti söz konusu. Hepsi hedeflerinin ne olduğunun farkında. Bu çok önemli. Benim en büyük şansım bu sene o. Damir kariyerinde her şey görmüş. Şampiyonluk görmemiş, şampiyonluk istiyor. Solomon Türkiye’de başarılı olmak, kalıcı olmak istiyor. Kambala burada kalıcı olmak istiyor. Fenerbahçe’de bırakmak istiyor basketbolu. İbo’yu söylemeye gerek yok. Ömer aynı şekilde. Mirsad aynı şekilde. Egoları hiç yok mu? Herkesin egoları var. Konuşuyoruz onları, dışarıda bırakıyorlar egolarını içeri getirmiyorlar. Asist sayılarımız olağanüstü. Nedir asist? Paylaşımdır... Bu beni mutlu ediyor. Tabi bunun devamlı olması lazım. Biz her maçı kazanacak değiliz. Özellikle EuroLeague’de bazı maçlarda kaybedeceğiz. Önemli olan bu birlikteliği kaybettiğimiz maçlardan sonra da gösterebilmek. O uyumu kaybetmemek çok önemli. Şu an takımdaki arkadaşlık çok üst seviyede.


FENERBAHÇELİ OYUNCULAR EKSTRA KATKI YAPIYORLAR
Takımdaki Fenerbahçe taraftarı oyuncuların olması bir artı. Ama öncelik profesyonellikte yatar. Ben buradaki oyuncuların orijinini bilmiyorum yani, sormak ta istemiyorum. “Sen küçükken hangi takımı tutuyorsun” diye. Benim için öncelik profesyonellikte yatıyor. Ama şimdi İbrahim, Damir, Ömer bunlar hasta yani. Futbol maçındada görürsün her yerde görürsün. Bunlar artı bir motivasyon. Yanındaki oyuncuyu da etkiliyor. Gençleri etkiliyor. O bakımdan çok önemli.



BAŞARILI OLURSAK DEVAM EDERİM
Benim sözleşmem 3 yıl sözde. Benim sözleşmem yok. Bugün “bırak” deseler ben bırakırım. “Devam et” deseler, ona şimdi cevap veremem, o konuyu sezon sonuna bırakıyorum. Başarılı olursak niye bırakayım? Ben şimdiye kadar hep kendim bedel ödedim. Hiç bir zaman oyuncularıma ödetmedim. Başarısız olursam da bunun bedelini birisinin ödemesi gerekir. O da antrenördür. Bunu hala ısrarla kovalamanın bir anlamı yok. Bu takım başarılı olmak için kuruldu. Tabi hiç bir şeyin garantisi yok hayatta. Ama belli hedefleri olan bir takım. O hedefleri tutturursak devam ederiz.


TARAFTARA MESAJ
Beşiktaş maçındaki taraftara çok teşekkür ediyorum. Bence çok örnek oldular. Bizim bu maçtan bir hafta önceki Karşıyaka deplasmanında otobüsümüz taşlandı. İçeri girdik 40 dakika boyunca anamıza avradımıza küfredildi. Akatlar aynı şey. Bireysel olarak yapılmadı mı? Yapıldı. Basın toplantısından önce de Murat Didin’e sordum. “Maç atmosferinden görmemiş olabilirim ama taciz var mıydı tribünden?” diye. “Yok ya ufak tefek şeyler oldu ama önemli değil” dedi. Fenerbahçe bu bakımdan örnek. Ben çok mutlu oldum. En az maçı kazanmak kadar önemli. O gün onlara da bir şey verebildiysek ne mutlu. Taraftarımız bu desteğini sürdürürse her maç çok heyecanlı olacak onlar için, hepimiz için. Bu bir takım oyunu. Geçen sene başaramadık, 400 seyirci, 10 bin kişilik salonda. Ne yapacaksak birlikte yapacağız. Seyircilerle birlikte yapacağız.



01.11.2006

Haber Ara

Aydın Örs Röportajı

Erkek basketbol takımımızın Ülker ile birleşmesinden sonra görkemli bir kadro kuruldu. Hedefler yükseldi. F ...


Fenerbahçe 72-71 Beşiktaş
Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi’nin ilk haftasında Fenerbahçemiz Beşiktaş’ı 72-71 mağlup etti. Karşılaşmanın ...

Darüşşafaka SK 64 - 85 Fenerbahçe Ülker
Beko Basketbol Ligi’nin 4. haftasında Erkek Basketbol takımımız, Darüşşafaka’yı 85-64 mağlup etti. Karşılıklı ...

Darüşşafaka - Fenerbahçe Ülker maçı saat 15.00`te
Beko Basketbol Ligi 4.hafta mücadelesinde Erkek Basketbol takımımız, Darüşşafaka`ya konuk olacak. Sarıyer`deki ...

Aris TT Bank 66 - 58 Fenerbahçe Ülker
Euroleague C Grubu’ndaki ilk maçında Fenerbahçe Ülker deplasmanda Yunanistan temsilcisi Aris TT Bank karşılaşt ...

Aris TT Bank 38 - 26 Fenerbahçe Ülker (İlk Yarı Sonucu)
Euroleague C Grubu`nda mücadele eden erkek basketbol takımımız, gruptaki ilk maçını bu akşam deplasmanda Aris ...

Selanik Solomon`u İyi Tanır !
Oyak maçıyla birlikte şu ana kadar oynadığımız 3 resmi maçın kabaca analizi bize gösteriyor ki, hem savunma he ...

Aris Maçı İçin Son Antreman

Eurolig’de deplasmanda Aris Selanik ile karşılaşacak olan Fenerbahçe Ülker, son antrenma ...


Fenerbahçe Ülker 85 - 66 Oyak Renault
Beko Basketbol Ligi`nin 3. haftasında Erkek Basketbol takımımız, Abdi İpekçi Spor Salonu`nda Oyak Renault`u 85 ...

Antu.com Zafer Kalaycıoğlu Röportajı

Fenerbahçemiz’in 100. yılı başladı. Camia olarak bütün branşlarda şampiyonluğu hedefliyoruz. Bu br ...


Fenerbahçe - Beşiktaş (Bayanlar Cumhurbaşkanlığı Kupası)
Basketbolda 14. Bayanlar Cumhurbaşkanlığı Kupası, bugün sahibini buluyor. Geçen sezonun lig şampiyonu Fenerbah ...

Abdi İpekçi’de Geç Kalan Buluşma…
Hep o günü beklerdim ortaokul ve lise yıllarında. Parasını verip almaya gücümün yetmediği, okulda da çok az ol ...

Bayanlar Cumhurbaşkanlığı Kupasında Fenerbahçemiz Beşiktaş`a Karşı
Basketbolda 14. Bayanlar Cumhurbaşkanlığı Kupası, yarın sahibini buluyor. Geçen sezonun lig şampiyonu Fenerba ...

Bayanlarımız İmza Gününde
Bayan Basketbol Takımımız, yarın saat 12.30’da Migros Ankara Alışveriş Merkezi’nde (Ankamall) yapılacak imza g ...
Sayfa: 1....116.117.118.119.120.121.122.123.124


antu com ios app






Antu.com Fenerbahçe Taraftarının Resmi Sitesi
Copyright © 1997-2018 Antu.com