Sempatik Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım`ın Borcu - Antu.com Antu.com - Fenerbahçe Taraftarının Resmi Sitesi

 

Sempatik Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım`ın Borcu

“Fenerbahçe sempatik değil, o yüzen şampiyonluk kaçtı”  sözünü çok duyduk. Peki Fenerbahçe nasıl sempatik olur? Mesela Aziz Yıldırım yerine Beren Saat başkan olsa? Soyunma odasına inmesi pozitif etki yapar, hakem odasını bassa  “ne oluyor” diyen çıkmaz, içeri buyur edilir ama yine her stadyumda, salonda “ayağa kalkmayan Fenerli olsun” diye yerel seyirci coşturulur.

Fenerbahçe’nin başına 1.88 boyunda, daima ceket üst cebine kırmızı mendil takan, ara sıra Fransızca laflar eden, yenildiği maçlardan sonra rakip soyunma odasına gidip  Arda’yı tebrik eden, bayan gazetecilerin elini öpen, “Türk gencine inanıyorum” diye altyapıdan 6 oyuncuyu A takıma alan, rakip başkanlar ile “iş hayatında” iyi ilişkiler kuran, “hakemi konuşmak zayıflıktır” diye hiç konuşmayan, hafta sonları golf oynayan, ”federasyon başkanının  aldığı her kararın altına imza atarım” diyen, 4.olunca “sportif olarak 14 takımı geride bıraktık, lütfen haksızlık edilmesin” diyen, ilk-orta-lise-üniversite eğitimini Fransa-Belçika-İsviçre’de yapmış birisi gelse? İşte o zaman Fenerbahçeliler dışında popüler-sempatik-sevimli  olur.

Aziz Yıldırım, Ali Şen, Metin Aşık, Tahsin Kaya, Emin Cankurtaran. Hepsi mafya, hepsi geçimsiz, hepsi basiretsiz…

Şampiyon olan takım soba borusundan kupa yapıp “siz anca bunu alırsınız” diye geziyorsa, ezeli rakibimizin başkanı kendi kalecisini şikeyle suçluyorsa, Gökçek ailesinin kulüpleri akıl almaz senaryoları pişkince üretmekten zevk alıyorsa, Cüneyt Çakır en iyi hakemse, Beşiktaş gibi tarihe mal olmuş bir büyük kulüp “Fenerbahçe’nin önünü keselim yeter” diye hedef koyuyorsa, Fenerbahçe muhalefeti Galatasaray ve Beşiktaş ile aynı fikirdeyse, basketbolda organize doping münferit olay oluyorsa, memleketin yarısı bir gecede hiç gocunmadan Bursalı oluveriyorsa sempatik olmak nasıl sağlanır?

Fenerbahçe sempatik değil güçlü olmak zorundadır.

Forveti, muhalefeti, başkanı, seyircisi, teknik adamı ile güçlü olacak... Ne kadar güçlü olursa o kadar antipatik olacağını da bilecek.

Şampiyonluğu son anda kaçırmış, şampiyon olduk sanıp sahaya atlayıp -çok net söyleyeyim- keriz gibi  eğlenmiş, öfkeden çılgına dönüp kendi stadının bir bölümünü yakıp cam çerçeve indirmiş, fbtv’de bir hafta yemek-gezi programları arasında bir haber çıkar mı diye boşuna ve yine keriz gibi beklemiş, 2 haftadır zeka yoksunu alaylara maruz kalmış, güvenini ve belki inancını kaybetmiş Fenerbahçe taraftarı şimdi ne yapıyor?

Kombine satışlarına bakmaya ne dersiniz?
Çok “acayip” bir durum.
Bu “acayip” durumunun açıklamasını herkes farklı yapacaktır, Kimsenin bundan “kendine” pay çıkarmaması da en doğrusu olur!

Bizim için sempatik olan Fenerbahçe!


Bozkurt K.Yılmaz
bky@tnn.net


Nisan ayının başında yani Beşiktaş’ın henüz şampiyonluktan kopmadığı bir dönemde rakibi Ankaragücü. Ankara’da oynanan karşılaşmada hakem Ankaragücü’nün bir penaltısını vermiyor ve maç golsüz berabere bitiyor. Maçtan sonra Beşiktaşlı yöneticiler ortalığı ayağa kaldırıyorlar, sebebi de Ankaragücü taraftarlarının Bursaspor’u desteklemiş olmaları. Tepki de öyle az buz bir tepki değil, Ankaragücü’nü alenen şike yapmakla suçluyorlar. Sebebi de Ankaragücü taraftarlarının “Şampiyon Bursaspor” diye bağırmaları, Bursasporluların otobüslere atlayarak maça gelip Ankaragücü’ne destek vermeleri.

Yani ortada “Beşiktaş’ı yeneceğiz, hem de 3-0 yeneceğiz ve Bursaspor’u şampiyon yapacağız” diyen bir Ankaragücü yöneticisi yok. Beşiktaş’ın gol attığı rakip kalecilerin her yediği golleri salise salise inceleyip satın alındıklarını açıkça ifade söyleyen bir basın yok. Beşiktaş’ın attığı gollerde şaibe olduğunu ve ligi Bursaspor kazanmazsa ligin şaibeli biteceğini açıklayan bir devlet bakanı yok. Beşiktaş’ın rakiplerine destek ve motivasyon mesajları atan bir rakip takım kalecisi yok. Beşiktaş’ın eski futbolcusu olup ta Beşiktaş’a karşı oynanan maçta sinir krizleri geçirdiği için tribüne yollanan bir isim yok. Daha da önemlisi rakibinin şampiyonluk maçında hatalı bir gol yiyen, yetmezmiş gibi bir golü de kendi kalesine yollayan bir ezeli rakibi yok. Sadece Ankaragücü taraftarı “şampiyon Bursaspor” diye bağırmış, olay bu.

Aziz Yıldırım bu şartlar altında tüm gerçekleri açıklamış, şampiyonluğun nasıl gittiğini söylemiş, örnek olarak da Rüştü’nün ismini vermiş. Kıyamet kopartılıyor. Azıcık insafa gelin de şu yukarıda ki olayların kendi tuttuğunuz takımın başına geldiğini düşünün, kim bilir nasıl çıldırıp isyan ederdiniz. Aziz Yıldırım sene boyunca susmuş, lig bitmiş, bir isim vermiş vay efendim hedef saptırıyormuş, vay efendim nasıl Rüştü’yü hedef gösterip kendini aklamış, vay efendim diğer kaçan şampiyonlukları nasıl açıklayacakmış. Aziz Yıldırım’ın derdi bunları açıklamak değil ki, kaldı ki bunları açıklayıcı insanlar da basındakiler değil. Bir anda her şeyin sorumlusu Aziz Yıldırım oldu gene. Aziz Yıldırım şunu bilecekti, futbol siyasetten ayrılmalıdır ama arada çok da fark yoktur. Dün “Dünyada şikenin rengi siyah-beyaz” diye pankart açanlar bugün maçlarını o siyah – beyaz statta oynamak isterler. Dün yedikleri gollerle Bursaspor’u küme düşürenler bugün kendi kalelerine attıkları golle Bursaspor’u şampiyon yaparlar. Futbolda da dün dündür bugün bugündür. Lig boyunca yemedikleri nane, atmadıkları iftira, bulunmadıkları temenni, yapmadıkları motivasyon çeşidi kalmayanlar masum, ama Aziz Yıldırım suçlu ve provokatör.

Aziz Yıldırım’ın son 10 haftaya kadar olan performansı bu sene bir faciadır. Son yaptığı açıklama taraftarın beklentilerini karşılamaktan gayet uzaktır. Fenerbahçe’nin 17 tane penaltısı çalınmayıncaya kadar susan, ortalığı ayağa kaldırmayan Aziz Yıldırım suçludur. Devre arasında herkes yalvaracak durumdayken Güiza inadıyla yerine bir forvet almayan Aziz Yıldırım’dır. Ligin son 10 haftasına kadar takımda disiplini sağlayamayan Aziz Yıldırım’dır. Fenerbahçe’nin sahası kapatıldığında ağzını açmayan Aziz Yıldırım’dır.  Kulüpler Birliğinden ne güzel istifa etmişken gene geri dönüp Fenerbahçe’yi sırtından bıçaklayan tüm kulüpleri ihya edecek bir naklen yayın ihalesinde en büyük payı olan Aziz Yıldırım’dır. Yaptığı yıldız futbolcu transferleri amacındanve takımı güçlendirmekten uzaktır. Bununla birlikte Aziz Yıldırım hiçbir yere gidemez. Bu iş o kadar kolay değil.  2 senedir şampiyonluğun yanına yaklaşamayan Adnan Polat görevinin başında, Beşiktaş’ı yerin dibine sokan borcunu da uzaya fırlatan Yıldırım Demirören huzur içinde görevinin başında ama Aziz Yıldırım istifa. Yok öyle şey. Varsa da o kadar kolay değil. Aziz Yıldırım bu sene ciddi hatalar yapmıştır, takıntıları vardır, ısrarları vardır, yakın çevresi kötü yönlendirebilmektedir, bunun gibi yüz tane şey saymak mümkün. Zaten bizim de aradığımız insan Fenerbahçe Kulübü Başkanı, iyilik, doğruluk, dürüstlük timsali, demokrasi havarisi, kusursuz bir insan, bir peygamber değil. Aziz Yıldırım gittiği gün bu özelliklere sahip üstüne üstlük futbol ve finans konusunda bir deha, üstüne üstlük federasyon ve ligdeki diğer 17 takımla birlikte sonuna kadar savaşacak, bu uğurda sağlığını ve ailesini ikinci plana atacak bir cengaver hemen göreve başlamayacak. Giderse  yerine onlarca aday çıkar, Fenerbahçe elbette başıboş, sahipsiz kalmaz orası ayrı konu. Fenerbahçe’den ne başkanlar, ne yöneticiler ne futbolcular gelip geçti ama Fenerbahçe onlar olmadan da yıllarca hep şampiyon oldu. Ama Aziz Yıldırım bu taraftara, iki kere son haftada kaçan şampiyonluğu kaçıran takımın bedelini bu sene ödemek zorundadır. Diğer spor branşlarında nasıl ligi domine eden bir Fenerbahçe varsa aynısını bu sene futbolda da yaratmak zorundadır. Çok fazla bir şeye gerek yok, taraftarın istediği iki kanadı işleyen, düzgün bir forveti olan bir Fenerbahçe, bu takımı kurmak Aziz Yıldırım’ın boynunun borcudur, bu takımı kurmadan istifa etmesi korkaklıktır ve kaçmaktır.

Gelelim Daum’a. Bu sene ki Daum’u ben tanıyamadım. Hadi Aragones’ten alınan bir enkaz teslim edildi kendisine, kişiliklerini ve karakterlerini yitirmiş bir oyuncu topluluğunu rehabilite etmek kolay değildi hepsini anlarım. Geçen yılların o direnen, yönetimle transfer için kavga eden, sivri dilli, karakterinden taviz vermeyen Daum’u gitmiş yerine yumuşacık bir adam gelmiş. Eski Daum’un takımından devre arası üç futbolcusunu alacaklardı da Daum susacaktı. Mümkün mü böyle bir şey? Oyun planına, stratejisine bir şey diyemem, elindeki kadro bu kadardı ve kadro yapısının gerektirdiği futbolu oynattı ama eğer Daum bu sene de böyle pasif olacaksa faydadan çok zararı dokunur. Bizim özlediğimiz eski Daum. Elindeki kadroda Mehmet Topuz, Emre, Selçuk ve Özer sezon boyunca toplam dört gol atmış ve hala Fenerbahçe neden 1-0’ı koruyor, neden maçları tek farklı kazanıyor tartışılıyor. Çünkü bu takımın yapacağı iş bu kadar. Bu takım çok iyi bir kapanma, savunma ve alan daraltma takımı ama Daum’un karakteriyle alakası yok. Daum’un takımlarını hatırlayın, sadece Tuncay, Serhat, Mehmet Yozgatlı ligi 30 golle bitirirlerdi. Bundan dolayı ya Daum bu sene transferin başında bizzat duracak ve çok başarılı olduğu transfer işini bizzat kendisi yürütecek. Ya da bu iş başkalarına bırakılırsa “kusura bakmayın ben yokum” diyecek. Çünkü kendi kurmadığı takımın faturası böyle kendisine çıkarılıyor sonra. Neticede gördük Fenerbahçe’nin başına kim gelirse gelsin çok değil 15 hafta da ne futbol köylülüğü, ne cahilliği ne de korkaklığı kalmayacak, bu isim Löw’de olsa aynı Hiddink’te olsa aynı. Bundan dolayı yönetimin Daum konusunda karar verirken tek yapması gereken sağduyulu davranmak, çünkü Türkiye’deki taraftarın tamamını memnun edecek bir isim bulmak imkansız, en iyisini de basın on beş haftada maymuna çeviriyor ve taraftarı kendisinden nefret ettirecek hale getiriyor.
En sığ yorumlardan birisi de şu, 100 milyon dolarlık takım 10 milyon dolarlık takıma geçilir mi? Geçilir. Futbol zaten bunun için bu kadar seviliyor, her sürprize açık olduğu için. Aslında bunu gazetelerde yazacaklar ama sene boyunca Türkiye’nin en pahalı takımı olan ilan ettikleri Galatasaray’ın durumunu nasıl açıklayacaklarını bilemedikleri için bu eleştiriyi gündeme taşıyamıyorlar. Dünyanın her yerinde geçilir. Zaten böyle olmasa sene başında takımların transfere harcadıkları paraları toplayıp şampiyonluk kupasını verirlerdi olur biterdi. Bir takımın değerinin 100 milyon dolar olması, o takımın şampiyonluğunu garantilemez, sadece ligde uzun vadede, mesela 10 sezon boyunca şampiyon olma ihtimalini diğer takımlara göre daha fazla artırır. Real Madrid, Fenerbahçe’nin transfer bütçesinin tamamından fazlasını tek bir futbolcuya verip sezonu kupasız kapatabilir ama bu yatırımı ona önümüzdeki on sene boyunca katıldığı tüm organizasyonlarında rakiplerine karı bir avantaj yaratarak ilerleyen yıllarda kupaları kazanma olasılığını yükseltir. Fenerbahçe’nin bütçesi ve yaptığı transferler ona her sene şampiyonluk olarak geri dönmez ama 10 sezonun en az 8 tanesinde ligde zirveye oynar, bazısında şampiyon olur bazısında ikinci. Diğer takımın ise 10 senelik performansını önümüzdeki sezondan itibaren göreceğiz hep beraber.

Nasıl ki Fenerbahçe Parreira döneminde Trabzon’da mucize bir şampiyonluk kazandı, Trabzon önce sahasında lig sonuncusu Vanspor karşısında 4 tane topu direkten dönüp 3 tane topu çizgiden çıkartıldığı maçta sahadan 1-0 mağlup ayrıldı, arkadan sahasında beraberliğin kendisine yettiği maçta, 10 tane golü kaçırıp son 10 dakika kala yediği golle Fenerbahçe’ye yenilip şampiyonluğu kaybetti, aynı şekilde Fenerbahçe’de 10 tane bomboş gol atamadığı maçta berabere kalıp şampiyonluğu kaybetti. Bunlar futbolun içinde var. Sonuçta biraz da şans lazım, o sezon şans Fenerbahçe’den yanaydı, iki sezondur son haftada kaybedilen şampiyonluktaysa değildi. Bu şekilde gelen ikinciliğe, foto finiş sonucu biten bir lig sonucunda gelen ikinciliğe ben kızamam. Bu ikincilik başarı anlamına gelmiyor elbette. Fenerbahçe ligin bitimine 10 hafta kala şampiyonluktan kopar, yönetim parolayı lig ikinciliği olarak açıklar, o zaman gelen ikinciliğe ben de kızarım, “yönetim hedef küçültüyor, bizi kincilikle uyutmaya çalışıyor” derim. Fakat her alınan ikincilik aynı değil.

Benim kabul edemediğim şampiyon olsa ya da lige beş hafta kalsa havlu atsa şu andakinden çok daha rahat yerinde oturacak olan yönetim ve antrenöre yapılan eleştiriler. Öyle bir hava var ki sanki 33 hafta bu takımı başkası çalıştırdı ve başkanlığı başkası yaptı. Son haftaya ise takım Aziz Yıldırım ve Daum’a teslim edildi ve şampiyonluğu onlar kaçırdı. Sanki Fenerbahçe’yi Avrupa’da gelir olarak başkaları ilk 20 sıraya taşıdı da Aziz Yıldırım ve yönetimi gelip saçma transferlerle bu paraları boşa harcadı. Ben bunu anlamıyorum. Özellikle son 10 haftada yere göğe sığdıramadığın, yazacak methiye bulamadığın yönetimi bir maç sonunda bu kadar yerin dibine sokmak bana çok doğru gelmiyor. Eğer aynı eleştirileri, şampiyonluk maçından 1 dakika öncesine kadar yapan, o anda bile Aziz Yıldırım gitsin, Daum defolsun diyen varsa ona saygı duyarım. Başkasının yaptığı her türlü eleştiri bana göre tamamen topun çizgiyi geçip geçmediğiyle ilgili yapılan yorumdur o kadar.


Ziya Aktürer
ziyaakturer@yahoo.com


 


 


 



Haber hakkındaki yorumlar;
http://forum.antu.com/KonuOku.aspx?gID=4&fID=9&kID=39619

25.05.2010

Haber Ara

Sempatik Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım`ın Borcu

“Fenerbahçe sempatik değil, o yüzen şampiyonluk kaçtı”  sözünü çok duyduk. Peki Fenerbahçe nasıl sempa ...


Olmayınca Olmuyor

Fenerbahçe inanılmaz bir şekilde bir şampiyonluk daha kaybetti, hem de sonuna kadar hak ettiği bir şampiyon ...


27. Şampiyonluk Geliyor, Markanın Değeri Düşüyor

“Fenerbahçe Türkiye kupasını 27 yıldır alamıyor” cümlesine inat Sarı Kanaryalar 27.ulusal şampiyonluğa koşu ...


Rüzgarlık veya Kazak Getirmeyi Unutmayın

Türk futbolunun köklü (!)“gelenekleri” var. İngiltere’ye gol atamıyoruz, Galatasaray Kadıköy’de galip gelem ...


Fenerbahçe Bahane İmparatorluğunu Yine Ezdi

20032004 sezonundaki o maçta Luciano topu çizginin dışından içeri çevirdi, rakibini itip yetişen Serhat vur ...


Anketler ve Mucizeler

Lig biterken hep “kimin taraftarı en çok anketleri” yapılır. Galatasaray taraftarı hep artar, Beşiktaş tara ...


İstanbul`un İkinci Ayasofya`sı

İslam Çupi’nin seçme yazıları “Futbolun ölümü” ,”Olaylar sağbekin lahana dolması yemesiyle başladı” ve “Mağ ...


Bu Hafta Olacaklar

Bu federasyonla Türk futbolunun en ufak bir ilerleme kaydetmesi mümkün olmaz. Bu kadar eyyamcı, bu kadar ka ...


Memleketimden İnsan Manzaraları

Nazım Hikmet’in “memleketimden insan manzaraları” kitabını hatırlayıp mart 2010 tarihi itibariyle “süper” l ...


Çifte Standartlar

Saçma veya değil, önemli değil, kural ne diyor? Hakemden rakibine kart göstermesini isteyip elinle kart işa ...


En Kötüsü Biziz, Bizden Adam Olmaz

“Tuttuğunuz takımı ne kadar sert ve acımasız eleştirirseniz  o kadar çok seviyorsunuzdur” . İşte bu ,s ...


Cathine, Ülker, Dostluk Yatışı, Lig Yarışı

Play-off’da Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu narkotik kaçakçılık ve doping,oyuncu ayartma, hakem ayarlama üçlü ...


Boşuna Uğraştırmayın

Fenerbahçe ligde “Mor Menekşe” şarkısı eşliğinde Galatasaray’ı 3-1 yendiği hafta kaçıncı haftaydı? Dile kol ...


Alın Size Malzeme

Fenerbahçe 43 puan, Galatasaray 39 puan, Beşiktaş 33 puan. Normal şartlar altında yönetilecek maçlar sonras ...


Borçlunun, Transfer Şampiyonunun, Eyyamcının Önde Gidenleri

Türkiye’de kulüplerin ne kadar borcu var anlayabilmek için yüksek düzeyde finans bilgisine ,spekülasyon-laf ...


Hafızamızın Yayın Hakları

Tarih 21 aralık 2005.Gençlerbirliği kulübü başkanı durduk yerde bir beyanat veriyor (veya vermesi uygun bul ...


İmzanın Ağırlığı
Rahmetli babamın tavsiyesidir : “oğlum,karınla kavga edebilirsin ama asla başkalarının yanında etme”. Aslında ...

Bir Pankartın Hikayesi
Basketbolcularımız, “Fenerbahçe’nin büyük taraftarı küfür ettirmeyiniz, yabancı madde attırmayınız” yazısı ile ...

Roberto Carlos, Tuvalet Kağıdı ve Borular

Fala  inanmam ama falcının biri 1999 yılında “Roberto Carlos’a  stadyumda ‘da ‘hocam bırak sen bu ...


Yıldırım Çarpar

Türk futbolundaki “hakem hataları” öyle sıradan ve bıktırıcı bir hal aldı ki,insanlar artık umursamaz oldul ...

Sayfa: 1.2.3.4.5.6.7.8.9....10






Antu.com Fenerbahçe Taraftarının Resmi Sitesi
Copyright © 1997-2017 Antu.com