HUZUR - Antu.com

 

HUZUR

Konumuz bu hafta huzur. Gelin liderliğin ve bu haftanın da keyfini Fenerbahçeli Kerem Ezer’in bana gönderdiği yazıyla çıkartalım...



Kadıköy’de İki Akşam


Hesaplamak istemediğim kadar uzun bir zaman önceydi. Nem ve rüzgar etkisi ile hissedilen sıcaklığın alışmadığımız seviyelere indiği bir kış akşaminda Suadiye’deki bekar evimizin kapısı telaşla calındı. Gelen üniversiteden sınıf arkadaşım Apo abi idi. Sevimli iyimserliği ile “içine birşeyler giy istersen, dışarısı buz gibi” dedi. Yün içlikler ve iki kat çorap ile gerekli önlemleri aldıktan sonra merdivenleri üçer beşer inerek Cadde’ye koştuk. Kadıköy’e giden bir taksi dolmuşa atladık ve 20 dakika sonra oradaydık: İstanbul Fenerbahçe Stadı’nda...


İkimiz için de çok önemli, tarihi bir gündü. Kadıköy’de Rıdvan’ın jübile maçı vardı.


Oynarken çıplak gözle seyrettiğimiz en büyük Fenerbahçeli oyuncu olduğunda hemfikirdik. Apo abi Oğuz’a da çok saygı duyardı elbette. Ancak Rıdvan’ın yeri bir başkaydı. Henüz ortaokuldayken geniş alnımı bir türlü örtemeyen biçimsiz saçlarımı onunki gibi yapmanın imkansızlığı ile ayna başında harcadığım uzun saatlerin hatırına dahi olsa o gün orada olmak zorundaydım. Hava şartları buna mani olamazdı. Titreye titreye, onun her fule attığında dalgalanan ve bizce çubukluya pek yakışan saçlarının Kadıköy ışığı ile parlamasını beklemeye başladık. Ne yazık ki herkes bizim gibi düşünmemişti. Üzüntü verecek kadar azdı seyirci sayısı.


“Abi, adam jübilesinde kafa golü attı!” diye bağırıyordum. Onuncu dakika civarıydı. Kariyerinde hatırladığım kadarıyla biri Rıza’n��n ortasında Avusturya’ya, diğeri Simoviç’in ayağına kafasını uzatarak Galatasaray’a attığı iki kafa golü olan Şeytan Rıdvan, üçüncüyü Kadıköy’deki son akşamına saklamıştı bir avuç hayranı için.


Onbeşinci dakikada once omuzlarda Rıdvan, ardından teker teker Oğuz ve Aykut’un da çıkmalarının ardından bu soğukta orada durmanın anlamı kalmamıştı. Üşümüş ve biraz içimiz burkulmuş bir şekilde evin yolunu tuttuk.


“Bu stat leğen gibi gerçekten” diyordu Apo abi. Gerçekten de stat hem rüzgarı olduğu gibi alıyor hem de kale arkasından tezahürat yapanlar rakip takımın moralinde değil kendi ses tellerinde yaratabiliyorlardı ancak arzu edilen deformasyonu. Maratonun üzerindeki sundurmayı taşıyan kolonlar, arkasında kalan seyircileri sahanın belli bir kısmını görmekten mahrum ediyordu.


En sevilen tribün efsanelerinden biriydi belki de: “Fenere yüzbinlik stat yakışır” denirdi ara ara o yıllarda. İnanarak söylenirdi. En başarısız olduğu dönemlerde dahi Fenerbahçeli Fenerbahçenin büyüklüğüne uygun gördüğü stadının hayalinin peşini bırakmadı… ve başardı da.


Yıllar sonra yeni adıyla İstanbul Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda maça gitme şansını yeniden yakaladım. Askerlik, yurtdışında çalışma vesaire derken stadı artık ancak televizyonda seyredebiliyordum. Mehmet abi seni Beşiktaş maçına götüreceğim deyince dünyalar benim olmuştu.


Maç günü önce kulüp üyelerinin ve taraftarların devam ettiği meyhanelerden birine gittik. Öğle rakısını severim ama bu kadar keyiflisini içtiğimi pek hatırlamıyorum. O güzelim klasik çubuklu formayı ya da herhangi ama muhakkak lisanslı bir ürün giymiş yüz kadar insan, birbirleriyle sohbet edip şakalaşıp hatta tezahürat yapıyorlardı neşe içerisinde. Çok farklı meslek gruplarından ve sosyal çevrelerden gelen bu “mozaik”, sarı lacivert forma içerisinde şarkılar söylerken nasıl da bir “mermere” dönüşüyordu, görmeden inanmak zor.


Maça yürüyerek gittik. İnsanların bir camiaya nasıl gönül verdiğini, din değiştirse de takımını neden değiştiremeyeceğini anladığımı düşündüm. Yol boyunca sarı lacivert kardeşliği heryerdeydi. Sarı lacivert kaşkollu havalı genç güzel bir kız karşıdan grup halinde gelen sarılı lacivertli gençlerin arasından bu kardeşliğin verdiği eşsiz dokunulmazlığın yüzüne yansıttığı o konforlu tebessüm ile geçti. Yine yıllar öncesinden kalan bir tribün efsanesi çınladı kulağımda: “Fenerbahçe parti kursa iktidara gelir”.


Stadın önüne geldiğimizde midemde kıpır kıpır eden bir boşluk hissettim. Yıllar sonra eve dönmüş gibiydim. Ama ne ev! Turnikelerden geçtikten sonra mis gibi merdivenlerden yepyeni bir sinemanın bekleme salonuna girdik adeta. Sokaklardaki neşeli heyecan içeride artarak devam ediyordu.


Küçük bir çocukken yazları tatile giderken Ankara’dan çıkılmış 8 saatlik bir yolun ardından denizin o ilk görüldüğü anda yaşadığım mutluluğun bir benzerini yaşadım yeşil sahayı gördüğümde. İşte çimen de o çimen: Papazın Çayırı...


Adım adım o dev uğultuya yaklaştım. Atmosfer bir girdap gibi içine çekiyordu. Işıklar, alkışlar, ve sarı lacivertler içinde gittikçe artan bir nabızla başım dönerek ve merdivenlerde düşeyazarak sersem sersem yerime kadar gelebildim. Sahada ısınan oyuncuların topa vurduklarında çıkan o tok sesi arada televizyon olmadan doğrudan duymaya başladığımda artık seçici geçirgen bir tür sağırlık yaşıyordum.


Mabet. Evet burası bir mabetti. Ancak bazı kutsal mekanlarda böyle bir ruhani hava olur. Süleymaniye’nin kubbesinin tam altında oturduğunuzda hissedebilirsiniz bu büyük bir varlığın parçası olma duygusunu. Nerede o on yıl önceki leğen stat, nerede Şükrü Saraçoğlu mabedi!


Keşke Rıdvan bu sahada veda edebilseydi. Keşke Cihan’lar, Lefter’ler, Can’lar, Fikret’ler bu tribünlerin önünde gösterebilselerdi ustalıklarını. Lakin kedere gama ne hacet! Sarılacivertliler bu mabette yetiştirecekler yeni futbol ilahlarını, bu muhabbetle dolduracaklar genç yaşlı milyonların yüreğini. Ve gurur, mutluluk, keder, gözyaşı ama ille de huzur hep burada olacak. Tüm büyük mabetlerde olduğu gibi.


Kalın Sağlıcakla


editor@antu.com


 



14.03.2006

Haber Ara

HEP SEN Mİ ŞUT ÇEKECEKSİN
Çocukluğum Ankara`da geçti, Meneviş sokakta, evimizin tam karşısında Kavaklıdere Karakolu vardı. Tüm mahalleni ...

GÖBEK
Kulübün Adı ve Merkezi Madde 1: Kulübün adı “Fenerbahçe Spor Kulübü”dür. Merkezi İstanbul Kadıköy’de olup, ...

KAL- DI-RIM-DA-SI-NIZ…
Validenin oturduğu sokağın iki paralelinde bulunan kuru temizlemeci dükkânına uğramam lazım. Sokak dar. Arabay ...

KULBU TUTMAK…

Yüks ...


29 HAZİRAN

Yıl 1923, aylardan Haziran, gazetelerde bir ilan, İngiliz muhafızlar, geldikleri ...


GÜNEŞ, HAVA, SU...



TEBRİK...



DÜŞÜNÜYORUM, O ZAMAN

İnsanlar farklı farklıdır.


Bazıları ...


İKRAM

Biri 13, diğeri 9 yaşında beraber maçı seyrediyoruz. Maç içerisindeki heyecanları, üzüntü ve s ...


TİYATRO

Gitmeyi hiç istemediğin bir yer olabilir ama ayakların geri geri gitse de yola ç ...


MEKTUP

Kıymetli Oğlum;


Mektuplar arasında ç ...


ÖZÜR

Manisa Spor Kulübü bir açıklama yaparak Fenerbahçe Taraftarından özür diledi. Öz ...


BİR, İKİ, ÜÇ...

Birincisi;





KAHIR MEKTUBU

Seneler önce Malatya maçıydı. Sabiha Gökçen Havaalanına takımı karşılamaya gitmi ...


TAAZZUV

Taazzuv: i.Osm. < Ar.uzv. esk.. Organlaşma ( Ing. A forming organs, a becomin ...


SUÇ ve CEZA

Memleketimizde yazılı olmayan suçlar vardır...
Kadronuzda yıldız oyuncu barındırmak suçtur. ...


HUZUR

Konumuz bu hafta huzur. Gelin liderliğin ve bu haftanın da keyfini Fenerbahçeli Kerem Ezer’in ...

Sayfa: 1....2.3.4.5.6.7.8.9.10....11


antu com ios app






Antu.com Fenerbahçe Taraftarının Resmi Sitesi
Copyright © 1997-2019 Antu.com